Kitap söyleşi olarak sunulsa da sorular çoğu zaman sadece başlık olarak kalmış. Hoca sorulana cevap vermektense söylemek istediği yere kaydırmış konuşmayı. Dolambaçlı anlatımına rağmen vardığı sonuçlar çok kesin ve karamsar. Ama bu sonuçlar kuramsal bir çerçeveye, herhangi bir metodolojiye dayanmıyor. Kitap da dahil hocanın röportajlarında da kullandığı sosyal çürüme kavramı kişisel duygusal görüşlerden çıkan bir metafordan öteye gidememiş. Özetle, sosyolojik bir analizden, yeni bir çalışma/tartışma alanından ziyade tartışmaya kapalı öznel bir teşhis koymuş gibi.