Ne zaman gökler,göğün açık ve yüksek zirvesi,dağların ıssız,sarp ve mağrur dorukları sabahın temiz ve bakir havasında soluk alıp vermek,batının müphem ve esrarengiz ufuklarında uçmak,göklerin kalbinde kaybolmak ve dağların,kayaların mağrur sinesinde gizli kalmak hatırında dalgalanmaya başlasa,zirvedeki her şey ızdırap,öfke ve düşmanlık kaynağına dönüşür. Okşayışlar,eziyet,övgü,sövgü,şefkatler,düşmanlık,
hizmetler hıyanet,tanışıklıklar zehir zıkkım olur çıkar. Her bakış iliklerine batan bir neştere döner.
Her nazlanma ayaklarına vurulan bir zincir olur;
Her okşayıcı el boğazını sıkan bir pençe haline gelir.Dertli bir ruha dertsiz bir hayatın dayatılması ne azap vericidir.