Suyun şavkı vuruyor bize Çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Öptü beni: “— Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,” dedi. “Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,” — dedi. “İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde: körler onları görmese de, yıldızlar vardır,” — dedi…
Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler.
Kalbim hep o hülyâyı anar, baktıkça sana Teselli buluyorum yüzünde, anlasana Oysa aldatılıyor tablolar meyhanede Bir yanda resimleri yakan Eflâkî Dede Öbür yanda Balıklı Manastırı'nda sinsi Seni görebilseydi Leonardo da Vinci Monna Lisa dünyaya elleriyle bakmazdı Ressamlar istese de, fırça resim yapmazdı Ölümü sorguluyor bakışların, gülerek Taşır mı bu azâbı içimde Binbirdirek Geyikleri ürküten bir cinnettir varlığım Senin merhâmetine kaldı bahtiyarlığım Bu ne amansız ateş, bu ne tanımsız ölüm Bâri fotoğrafında beni reddetme gülüm Gri bir bulut gibi giyinmişsin zamanı Balmumu gözlerindir yüreğimin kemanı Ellerini okşasam, bilmem uyanır mısın Yanında boyun büken adamı tanır mısın O adam, siyahlara bürünmüş, bağrı yanık O adam, bir gül için gece-gündüz uyanık
Nurullah Genç
Nurullah Genç
💫
"de gülüm! De ki: ela bir günde geleceğim”
Sayfa 103 - Vate yayınları·Kitabı okuyor
Şiir