insanların çoğu aşktan değil, geleceğin belirsizliğinden korkar. birinin değişme ihtimali, içindeki başka birini bir gün ortaya çıkarma ihtimali onları ürkütür. daha ilişkinin başında, henüz bir şey yaşanmamışken bile “acaba ileride ne oldu da bu ilişki bitti, güvenimi nasıl kırdı?” diye düşünmeye başlarlar. yolun başındayken, yolun sonundaki ihtimalleri felaket senaryolarla doldurmak onlar için neredeyse bir savunma mekanizmasıdır. çünkü bazı insanlar birini tanımaya başlamadan önce onunla vedalaşmayı öğrenmiştir. güzel bir şeyin ihtimali bile onlara yük gibi gelir. “ya kaybedersem” korkusu, henüz kazanmadan içlerini kemirir. karşılarındaki kişi ne kadar iyi olursa olsun, kafalarının içindeki senaryolar daha baskındır. her güzel şeyin bir bedeli olduğuna inandırılmış gibidirler. bu yüzden biri yaklaşınca içten içe uzaklaşmak isterler. hem isterler kalmasını, hem de gitmesine hazırlanırlar.
begendiğim cok anlamlı bir yazı:)