"Biz daha çok küçüktük. Dönü geldikten sonraydı ama Büyük Ev'i de daha terk etmemiştik. Jase'in bu fikri göstermek için yaptığı bir numara vardı. "Kollarını aç," derdi, "yanlara doğru uzat," ve düzgün bir haç biçimine geldiğinizde, "Sol işaret parmağından, sağ işaret parmağına, kalbinden de geçen yere Dünya'nın tarihi denir. Peki, insanlık tarihi nedir, biliyor musun? İnsanlık tarihi, sağ elindeki işaret parmağının tırnağıdır. Bütün bir tırnak bile değil; sadece o küçük beyaz kısmı. Çok uzadığı zaman kestiğin yer. İşte orası; ateşin keşfi, yazının bulunması, Galileo, Newton, Ay'a iniş, 11 Eylül, geçen hafta ve bu sabah. Kendimizi evrimle kıyaslayacak olursak daha yeni doğmuş bebekler gibiyiz. Kendimizi jeolojiyle kıyaslayacak olursak daha varlığımız bile yarım yamalak."
"Yine de," dedi, "çocuk sahibi olmayan birçok genç insan var. Yani kasten yapmıyorlar, nezaketen yapmıyorlar. Söylediklerine göre, bir çocuğa yapılacak en büyük iyilik, onu bu içinde bulunduğumuz çilenin içine hiç sokmamak."
"Bazen de şu kurbağa mevzusundan bahsediyorum. Kurbağayı kaynar suya atarsan hemen dışarı zıplar ama kurbağayı rahatsız olmadığı ılık bir suya bırakıp ateşin altını yavaşça açarsan, ne olup bittiğini anlayamadan ölmüş olacaktır."