İnsan doğasının, sınırları vardır: Sevinçlere, acı ve azaplara belli bir ölçüye kadar dayanabilir, bunlar belli bir derecenin üzerine çıktığı anda ise yok oluruz. Dolayısıyla asıl mesele, zayıf ya da güçlü olup olmamak değildir, çektiğimiz acıların derecesine dayanıp dayanamadığımızdır.
Yaşamlarının baharındaki gencecik insanlar, tam da bütün sevinçleri yaşamaya en açık oldukları zamanlarda, birlikte geçirecekleri şu kadarcık güzel günü kızgın asık suratlarla mahvediyorlar ve boşa harcanan günlerin yerine yenisinin konamadığını anladıklarında çok geç oluyor.