"Korkuyorum," dedi, "korkuyorum, her şeyin silahlara büründüğü o anlarda korkuyorum, çünkü çok net şekilde, uyum gibi, sanki hissetmemem gereken bir şeyleri hissediyorum."
Bizler, düşüncelerimizden çok duygularımızın etkisiyle yaşayarak yargılıyoruz belki, bu da bizi kısıtlıyor. Değerlendirip yargılıyoruz, ama duymuyoruz gereğince.
Bizler sert ve acımasız bir yaşamın insanları, her şeyi duyumsadığımız halde yakışan biçimde konuşamıyoruz. Düşünceler dolaşıp duruyor içimizde. Anlayıp duyduklarımızı sözlerle anlatamadığımızdan utanıyoruz. Çoğu vakit de düşüncelerimiz yüzünden kendimize kızıyoruz. Onları savmak istiyoruz başımızdan. İnanılmaz bir şey bu yaşam...