• İnsan, kendisini ilgilendirmeyen yüzlerce ayrıntıya maruz kaldığı zaman sağlıklı bir değerlendirme yapamaz. Medya dilinde buna “enformasyon yağmuru” denir. Anlık bilgi bombardımanın tesiriyle kanaatler değişebilir. Yorum yapamamak, geçmişi görememek ve bugünü değerlendirememek işte bu sebeptendir.
  • 504 syf.
    ·Puan vermedi·
    Inceleme yazima baslamadan önce uzun bir yazi olacagini belirtmek isterim. Bunun dizisini izledim kitabini okumam bana ne katar ki? Sorusunun cevabini vermeye calisacagim. Bunu yaparken mümkün oldugu kadar spoiler vermemeye calisacagim.Ayrica sadece bu ilk kitap icin degil serinin diger tüm kitaplari icin olan degerlendirlememi tek yazida yazarak genel bir degerlendirme yapmaya calisacagim. Umarim faydasi olur.
    Bircok insan gibi bende ilk sezonu izledikten sonra kitaplarini okumaya karar verdim. Ne kadar doğru bir karar verdigimi serinin 3. Ve 4. Kitaplarini bitirdikten sonra daha net anlamis oldum. Kitap 7 kralligin gecmis dönemlerini diziye oranla daha cok anlatiyor. Hanedanlar hakkinda daha cok ayrintili ve hoşa gidecek bilgiler var. Dizide ana karakterlerin gölgesinde kalan ama hikayenin akisinda cok kilit rolleri olan kisilerin (Sansa, Bealish, Varys, Melissandre vs.) gözünden ilerleyen bölümler var. Yani bu karakterlerin düsüncelerini baglilik derecelerini vs daha net anlamamiz söz konusu. Yan karakterler bence bu dizide ana karakterler kadar merak edilen ve sahneleri tat veren sahneler.
    Kitap, dizinin aksine kuzeyi taraf ilerlemiyor. Aslinda biraz daha tarafsiz diyebilirim. Yani diziyi izleyince favori karakterim kitap bitince degisti. Ayrica dizinin ozellikle ilk sezonunda aslinda oldugundan cok farkli aksettirilen bir Tyrion tanima imkanimiz oluyor. Zira ozellikle ilk sezonda kadin düşkünü ve ayyaş olmaktan oteye gidememis olan kücük adam kitapta daha zeki ve aristokrat bir kişilikle gidiyor. Ilk sezonda böyle öne cikarilmasi belkide o sezonun reyting kaygisi olmustur. Yan hanedanlarin yaninda Lekesizler ve Dotrakhiler gibi topluluklarin gücleri hakkinda daha fazla bilgiye sahip oldum bu benim icin harika bir ayrintiydi diyebilirim.
    Karakter zenginligi acisindan Geoege amcamiz fazlasiyla cömert davranmis ama kitabin arkasinda telefon rehberi kadar soyagaci ekleyerek ilk baslarda aklimizda tutmakta zorlanacagimiz bircok karakteri bu soyagaci tablosundan bakabiliyoruz. Ayni sekilde dag tepe vadi ve kaleleri görebilecegimiz bir harita ekleyerek yaa bu anlattigi yer neresiydi ki dedigimiz anda haritaya bakip hemen yeşillenebiliyoruz.
    Peki gelelim kötü yada eksik yanlarina. Dizide ve kitapta su ana kadar eksik kalmis bir akgezen hikayesi söz konusu. Hatta cikan kitaplar itibariyle dizide anlatilan kadar kitaplarda bilgi yok. Yani bu akgezen abilerimizi son kitapta daha ayrintili anlatip hikayeyi baglayacagini düsünüyorum. Jon ile ilgili acik ifadeler kullanmaktan kacinarak kitabin dizinin önüne gecmesini ve agir spoilerlarin agizlarda gezmesinin önüne gecmesini engellemis diyebilirim.
    Yanlis hatirlamiyorsam George Amca gecen sene verdigi bir röportajda diziyi yapim sirketi HBO ya ilk sunduklarinda hikayeyi 11 13 sezon arasi bir süreye yaymak istediklerini ancak 7 8 sezona sigdirmak zorunda olduklarini belirtmisti. Yani dizideki olay örgüsünün yer yer kopmalara ani ilerlemelere sebep olmasi en çok bu yüzden olmuş. 10 sezon olsa daha ayrintili işlerdi bizlerde izlerdik seve seve ama kismet diyebiliyorum.
    Diziye ve kitaplara mitoloji gözüyle bakanlara çok fazla katilmasamda bizlere genis bir evren ve yan dizilerin cekilebilecegi büyük bir malzeme birakmis oldu.
    Kitabin sayfa sayilari ilk bakista uzun gibi gelsede ortalara gelince keske hic bitmese ne ara yari oldu dedigim oldu.
    Umarim kitaplari okumak isteyenlere faydasi olabilecek olumlu etkiler birakabilecek bir degerlendirme olur. Simdiden iyi okumalar
  • 600 syf.
    ·Puan vermedi·
    Inceleme yazima baslamadan önce uzun bir yazi olacagini belirtmek isterim. Bunun dizisini izledim kitabini okumam bana ne katar ki? Sorusunun cevabini vermeye calisacagim. Bunu yaparken mümkün oldugu kadar spoiler vermemeye calisacagim.Ayrica sadece bu ilk kitap icin degil serinin diger tüm kitaplari icin olan degerlendirlememi tek yazida yazarak genel bir degerlendirme yapmaya calisacagim. Umarim faydasi olur.
    Bircok insan gibi bende ilk sezonu izledikten sonra kitaplarini okumaya karar verdim. Ne kadar doğru bir karar verdigimi serinin 3. Ve 4. Kitaplarini bitirdikten sonra daha net anlamis oldum. Kitap 7 kralligin gecmis dönemlerini diziye oranla daha cok anlatiyor. Hanedanlar hakkinda daha cok ayrintili ve hoşa gidecek bilgiler var. Dizide ana karakterlerin gölgesinde kalan ama hikayenin akisinda cok kilit rolleri olan kisilerin (Sansa, Bealish, Varys, Melissandre vs.) gözünden ilerleyen bölümler var. Yani bu karakterlerin düsüncelerini baglilik derecelerini vs daha net anlamamiz söz konusu. Yan karakterler bence bu dizide ana karakterler kadar merak edilen ve sahneleri tat veren sahneler.
    Kitap, dizinin aksine kuzeyi taraf ilerlemiyor. Aslinda biraz daha tarafsiz diyebilirim. Yani diziyi izleyince favori karakterim kitap bitince degisti. Ayrica dizinin ozellikle ilk sezonunda aslinda oldugundan cok farkli aksettirilen bir Tyrion tanima imkanimiz oluyor. Zira ozellikle ilk sezonda kadin düşkünü ve ayyaş olmaktan oteye gidememis olan kücük adam kitapta daha zeki ve aristokrat bir kişilikle gidiyor. Ilk sezonda böyle öne cikarilmasi belkide o sezonun reyting kaygisi olmustur. Yan hanedanlarin yaninda Lekesizler ve Dotrakhiler gibi topluluklarin gücleri hakkinda daha fazla bilgiye sahip oldum bu benim icin harika bir ayrintiydi diyebilirim.
    Karakter zenginligi acisindan Geoege amcamiz fazlasiyla cömert davranmis ama kitabin arkasinda telefon rehberi kadar soyagaci ekleyerek ilk baslarda aklimizda tutmakta zorlanacagimiz bircok karakteri bu soyagaci tablosundan bakabiliyoruz. Ayni sekilde dag tepe vadi ve kaleleri görebilecegimiz bir harita ekleyerek yaa bu anlattigi yer neresiydi ki dedigimiz anda haritaya bakip hemen yeşillenebiliyoruz.
    Peki gelelim kötü yada eksik yanlarina. Dizide ve kitapta su ana kadar eksik kalmis bir akgezen hikayesi söz konusu. Hatta cikan kitaplar itibariyle dizide anlatilan kadar kitaplarda bilgi yok. Yani bu akgezen abilerimizi son kitapta daha ayrintili anlatip hikayeyi baglayacagini düsünüyorum. Jon ile ilgili acik ifadeler kullanmaktan kacinarak kitabin dizinin önüne gecmesini ve agir spoilerlarin agizlarda gezmesinin önüne gecmesini engellemis diyebilirim.
    Yanlis hatirlamiyorsam George Amca gecen sene verdigi bir röportajda diziyi yapim sirketi HBO ya ilk sunduklarinda hikayeyi 11 13 sezon arasi bir süreye yaymak istediklerini ancak 7 8 sezona sigdirmak zorunda olduklarini belirtmisti. Yani dizideki olay örgüsünün yer yer kopmalara ani ilerlemelere sebep olmasi en çok bu yüzden olmuş. 10 sezon olsa daha ayrintili işlerdi bizlerde izlerdik seve seve ama kismet diyebiliyorum.
    Diziye ve kitaplara mitoloji gözüyle bakanlara çok fazla katilmasamda bizlere genis bir evren ve yan dizilerin cekilebilecegi büyük bir malzeme birakmis oldu.
    Kitabin sayfa sayilari ilk bakista uzun gibi gelsede ortalara gelince keske hic bitmese ne ara yari oldu dedigim oldu.
    Umarim kitaplari okumak isteyenlere faydasi olabilecek olumlu etkiler birakabilecek bir degerlendirme olur. Simdiden iyi okumalar
  • 487 syf.
    ·Puan vermedi·
    Inceleme yazima baslamadan önce uzun bir yazi olacagini belirtmek isterim. Bunun dizisini izledim kitabini okumam bana ne katar ki? Sorusunun cevabini vermeye calisacagim. Bunu yaparken mümkün oldugu kadar spoiler vermemeye calisacagim.Ayrica sadece bu ilk kitap icin degil serinin diger tüm kitaplari icin olan degerlendirlememi tek yazida yazarak genel bir degerlendirme yapmaya calisacagim. Umarim faydasi olur.
    Bircok insan gibi bende ilk sezonu izledikten sonra kitaplarini okumaya karar verdim. Ne kadar doğru bir karar verdigimi serinin 3. Ve 4. Kitaplarini bitirdikten sonra daha net anlamis oldum. Kitap 7 kralligin gecmis dönemlerini diziye oranla daha cok anlatiyor. Hanedanlar hakkinda daha cok ayrintili ve hoşa gidecek bilgiler var. Dizide ana karakterlerin gölgesinde kalan ama hikayenin akisinda cok kilit rolleri olan kisilerin (Sansa, Bealish, Varys, Melissandre vs.) gözünden ilerleyen bölümler var. Yani bu karakterlerin düsüncelerini baglilik derecelerini vs daha net anlamamiz söz konusu. Yan karakterler bence bu dizide ana karakterler kadar merak edilen ve sahneleri tat veren sahneler.
    Kitap, dizinin aksine kuzeyi taraf ilerlemiyor. Aslinda biraz daha tarafsiz diyebilirim. Yani diziyi izleyince favori karakterim kitap bitince degisti. Ayrica dizinin ozellikle ilk sezonunda aslinda oldugundan cok farkli aksettirilen bir Tyrion tanima imkanimiz oluyor. Zira ozellikle ilk sezonda kadin düşkünü ve ayyaş olmaktan oteye gidememis olan kücük adam kitapta daha zeki ve aristokrat bir kişilikle gidiyor. Ilk sezonda böyle öne cikarilmasi belkide o sezonun reyting kaygisi olmustur. Yan hanedanlarin yaninda Lekesizler ve Dotrakhiler gibi topluluklarin gücleri hakkinda daha fazla bilgiye sahip oldum bu benim icin harika bir ayrintiydi diyebilirim.
    Karakter zenginligi acisindan Geoege amcamiz fazlasiyla cömert davranmis ama kitabin arkasinda telefon rehberi kadar soyagaci ekleyerek ilk baslarda aklimizda tutmakta zorlanacagimiz bircok karakteri bu soyagaci tablosundan bakabiliyoruz. Ayni sekilde dag tepe vadi ve kaleleri görebilecegimiz bir harita ekleyerek yaa bu anlattigi yer neresiydi ki dedigimiz anda haritaya bakip hemen yeşillenebiliyoruz.
    Peki gelelim kötü yada eksik yanlarina. Dizide ve kitapta su ana kadar eksik kalmis bir akgezen hikayesi söz konusu. Hatta cikan kitaplar itibariyle dizide anlatilan kadar kitaplarda bilgi yok. Yani bu akgezen abilerimizi son kitapta daha ayrintili anlatip hikayeyi baglayacagini düsünüyorum. Jon ile ilgili acik ifadeler kullanmaktan kacinarak kitabin dizinin önüne gecmesini ve agir spoilerlarin agizlarda gezmesinin önüne gecmesini engellemis diyebilirim.
    Yanlis hatirlamiyorsam George Amca gecen sene verdigi bir röportajda diziyi yapim sirketi HBO ya ilk sunduklarinda hikayeyi 11 13 sezon arasi bir süreye yaymak istediklerini ancak 7 8 sezona sigdirmak zorunda olduklarini belirtmisti. Yani dizideki olay örgüsünün yer yer kopmalara ani ilerlemelere sebep olmasi en çok bu yüzden olmuş. 10 sezon olsa daha ayrintili işlerdi bizlerde izlerdik seve seve ama kismet diyebiliyorum.
    Diziye ve kitaplara mitoloji gözüyle bakanlara çok fazla katilmasamda bizlere genis bir evren ve yan dizilerin cekilebilecegi büyük bir malzeme birakmis oldu.
    Kitabin sayfa sayilari ilk bakista uzun gibi gelsede ortalara gelince keske hic bitmese ne ara yari oldu dedigim oldu.
    Umarim kitaplari okumak isteyenlere faydasi olabilecek olumlu etkiler birakabilecek bir degerlendirme olur. Simdiden iyi okumalar
  • 850 syf.
    ·Puan vermedi
    Inceleme yazima baslamadan önce uzun bir yazi olacagini belirtmek isterim. Bunun dizisini izledim kitabini okumam bana ne katar ki? Sorusunun cevabini vermeye calisacagim. Bunu yaparken mümkün oldugu kadar spoiler vermemeye calisacagim.Ayrica sadece bu ilk kitap icin degil serinin diger tüm kitaplari icin olan degerlendirlememi tek yazida yazarak genel bir degerlendirme yapmaya calisacagim. Umarim faydasi olur.
    Bircok insan gibi bende ilk sezonu izledikten sonra kitaplarini okumaya karar verdim. Ne kadar doğru bir karar verdigimi serinin 3. Ve 4. Kitaplarini bitirdikten sonra daha net anlamis oldum. Kitap 7 kralligin gecmis dönemlerini diziye oranla daha cok anlatiyor. Hanedanlar hakkinda daha cok ayrintili ve hoşa gidecek bilgiler var. Dizide ana karakterlerin gölgesinde kalan ama hikayenin akisinda cok kilit rolleri olan kisilerin (Sansa, Bealish, Varys, Melissandre vs.) gözünden ilerleyen bölümler var. Yani bu karakterlerin düsüncelerini baglilik derecelerini vs daha net anlamamiz söz konusu. Yan karakterler bence bu dizide ana karakterler kadar merak edilen ve sahneleri tat veren sahneler.
    Kitap, dizinin aksine kuzeyi taraf ilerlemiyor. Aslinda biraz daha tarafsiz diyebilirim. Yani diziyi izleyince favori karakterim kitap bitince degisti. Ayrica dizinin ozellikle ilk sezonunda aslinda oldugundan cok farkli aksettirilen bir Tyrion tanima imkanimiz oluyor. Zira ozellikle ilk sezonda kadin düşkünü ve ayyaş olmaktan oteye gidememis olan kücük adam kitapta daha zeki ve aristokrat bir kişilikle gidiyor. Ilk sezonda böyle öne cikarilmasi belkide o sezonun reyting kaygisi olmustur. Yan hanedanlarin yaninda Lekesizler ve Dotrakhiler gibi topluluklarin gücleri hakkinda daha fazla bilgiye sahip oldum bu benim icin harika bir ayrintiydi diyebilirim.
    Karakter zenginligi acisindan Geoege amcamiz fazlasiyla cömert davranmis ama kitabin arkasinda telefon rehberi kadar soyagaci ekleyerek ilk baslarda aklimizda tutmakta zorlanacagimiz bircok karakteri bu soyagaci tablosundan bakabiliyoruz. Ayni sekilde dag tepe vadi ve kaleleri görebilecegimiz bir harita ekleyerek yaa bu anlattigi yer neresiydi ki dedigimiz anda haritaya bakip hemen yeşillenebiliyoruz.
    Peki gelelim kötü yada eksik yanlarina. Dizide ve kitapta su ana kadar eksik kalmis bir akgezen hikayesi söz konusu. Hatta cikan kitaplar itibariyle dizide anlatilan kadar kitaplarda bilgi yok. Yani bu akgezen abilerimizi son kitapta daha ayrintili anlatip hikayeyi baglayacagini düsünüyorum. Jon ile ilgili acik ifadeler kullanmaktan kacinarak kitabin dizinin önüne gecmesini ve agir spoilerlarin agizlarda gezmesinin önüne gecmesini engellemis diyebilirim.
    Yanlis hatirlamiyorsam George Amca gecen sene verdigi bir röportajda diziyi yapim sirketi HBO ya ilk sunduklarinda hikayeyi 11 13 sezon arasi bir süreye yaymak istediklerini ancak 7 8 sezona sigdirmak zorunda olduklarini belirtmisti. Yani dizideki olay örgüsünün yer yer kopmalara ani ilerlemelere sebep olmasi en çok bu yüzden olmuş. 10 sezon olsa daha ayrintili işlerdi bizlerde izlerdik seve seve ama kismet diyebiliyorum.
    Diziye ve kitaplara mitoloji gözüyle bakanlara çok fazla katilmasamda bizlere genis bir evren ve yan dizilerin cekilebilecegi büyük bir malzeme birakmis oldu.
    Kitabin sayfa sayilari ilk bakista uzun gibi gelsede ortalara gelince keske hic bitmese ne ara yari oldu dedigim oldu.
    Umarim kitaplari okumak isteyenlere faydasi olabilecek olumlu etkiler birakabilecek bir degerlendirme olur. Simdiden iyi okumalar
  • Yabancı yazarları milletlerin göre topluca tanıtacak bu kılavuz kitaplar; tek tek roman, hikaye, şiir, oyun çevirilerinde zaman zaman görülen bir sanatçıyı çevresinden yalıtatak değerlendirme amacı güden tanıtmalardaki kopukluğu, soyutlamayı da kapatır, telafi ederdi.
    Sadık Hidayet
    Sayfa 7 - Yapı Kredi Yayınları, 26. Baskı. İstanbul, Temmuz 2018, Behçet NECATİGİL
  • Birkaç zaman önce sınıf meselesi üzerine düşünürken gaddarca davranarak sınıfın günümüzde silikleştiğini, keskin tanımlarının olmadığını, varsayılan işlevselliklerinin de artık ona dair gizli yaraları olduğunu söylediğimde iki noktada çıkış yolu bulamamıştım. Bu çıkmazlar üzerinde çalıştığım araştırma konumda ilerlememi de engelliyordu. İlki, bütün bir tarihi sınıf çatışmasıyla izah etmeye kalkışmanın kifayetsiz olup olmadığı üzerineydi. Bana kalırsa, yetersiz ve sığ bir durumdu bu. Sınıfın hâlâ var olduğunu, bütün bir seyrin sınıf çatışmasıyla yürüdüğünü söylemek eksik kalırdı. Şayet Weberyan bir arzumuz yoksa, sınıfın önceden tanımlanmış bir yapı olduğunu iddiada ısrarcı değilsek (fiyakalı olsun diye ex-ante derler), sınıfın keskin, net bir tanımlamasının olmadığını söyleyebiliriz. Hepimizin sınıf konusunu düşünürken Marksist, yaşamsal koşullarının sınıfla bağını tartışırken açık bir Bourdieucu, sınıfsal hareketlilikleri düşünürken bihakkın Weberci olması muhtemeldir. Anlaşılabilir. Yine de kimliklerimizin ne kadarını sınıfsal konumların temsil ettiğini düşününce vardığım sonucu işgal etmeye kalkışmadan, anlamaya yakın duruyorum: sınıfın kendisi hakkında peşin hükümlü değilim. Diğer muammam, kent gibi son derece muallak bir mekânın içerisindeki suç, ceza ve aktör üçgeninde topluma yeniden kazandırılmanın nasıl başarılı olacağıydı. Bunun sınıfla doğrudan olmasa da yakın ilişkisi vardı ve düpedüz damgalı bireyleri sınıftan ziyade alt-kültür ile izah etmeye cevaz verebiliyordu. Hapsedilme, İyileştirme ve Yeniden Suç İşleme, bu sorularımı cevaplamakta yetersiz kalsa da hatırı sayılır yol gösterici olmayı başardı.

    Kitap, hala sosyolog olarak görev yapan Şükrü Bilgiç’in sıkı araştırmalarının ürünü. Basım yılı itibariyle günümüzden yedi yıl öncesine ait olduğu için içeriğin güncelliği noktasında eksiklikler var. Fakat yine de benzer konuda yapılacak çalışmalar için bilhassa teorik altyapı sağlama açısından oldukça verimli. Eserin kabataslak üç ana hat üzerinden yürüdüğünü söyleyebiliriz: suç, ceza ve yeniden iyileştirme. Birbirinden çetrefilli bu üç kavramın üstesinden gelebilmek güncel ve ciddi bir problemdir. Dirsek teması içinde oldukları halde büsbütün iç içe de olmayan bu kavramların incelenmesi sağlam bir teorik altyapıyı, birbirileriyle temas halinde oldukları ve ayrıldıkları noktaları belirlemek ve kent ile birlikte irdelemek hakiki bir marifeti gerektirir. Kitabın marifeti, bu kritik durumları yansıtma noktasında zayıf, buna rağmen vermek istediği nihai mesaja yönelik takdire değer. Kitap, yedi farklı bölümden oluşuyor. İlk bölüm, konuya dair temel kavramların irdelendiği teorik çerçeveyi kapsıyor. Bu bölümde suç ve ceza kavramlarının mahiyeti tartışılmakta, mevzuatımızdaki karşılıkları verilmekte. Bu bölümde dağınık halde bulabileceğiniz kavramların bir arada, derli toplu bulunması ve yazarının da kendisini şimdilik geri planda tutması önemliydi. Çünkü takibindeki bölümde suç teorilerini ele alırken sıkça araya girip görüşlerini yansıtması ve hapsedilmeyi irdelediği üçüncü bölümde de iyiden iyiye görünür kalması kitaba arşiv ve araştırma özelliği katıyor. İyileştirmeyi dördüncü bölümde, yeniden suç işlemeyi de takibindeki beşinci bölümde ele alan çalışmanın son iki bölümü ciddi bir kaynak mahiyetinde. Bu andan itibaren kitaba yönelik bir iki eleştiriyi yazmaya başlayacağım, bu yüzden şimdilik kitabın ana hatlarıyla neleri kapsadığını vermek faydalı olacaktı.

    Lafı pek de dolandırmadan “kentli” kavramının bir hayal ürünü olduğunu söyleyerek başlamalıyım. Bunu söylemeyi önemsiyorum zira kenti anlamadan kentteki varyasyonlar üzerinde kafa yormanın bir sonuca varmayacağı görüşündeyim. Kitabın birçok yerinde Marksistlere dair tespitlerin olması umut vericiydi, fakat Marksistleri var eden şeyin bir yerde kent olduğunu görmezden gelmek ciddi bir eksiklikti. Kentin Marksistler için tastamam bir acı olduğunu, yoksulluk ve hamisi oldukları işçi sınıfının ezildiği mekânlar olduğunu ifade etmek gerekir. (Bir parantez açarak, bu noktanın önemini gösterecek bir örneği de paylaşmak isterim: Hitler gibi ayaktakımından birisini nasıl oluyor da ciddi bir birikimi olan Komünistlere karşı iktidar olduğunu anlamanın yolu kenti okumaktan geçer. Kent, bu açıdan ciddi bir turnusol kağıdıdır). Dolayısıyla, köklü bir değişimin ardındaki sebepleri arıyorsak –ki kitabın maksadının bu olduğu açık- mekân-zaman ilişkisinin ayak izlerini takip etmek durumundayız. Yaşamsal deneyimler, benlik, olanaklar ve risklerin tamamı mekânda, bir tarihsel sürecin himayesinde gerçekleşir. Suç, ceza ve yeniden iyileştirme ve yeniden suç işleme bile buna dâhildir. Kentte cereyan eden varyasyonları ele almak, bu sebeple içerimlerini aşikârmış gibi kabul etmemekten geçer.

    Suçun kavramsal olarak neleri karşıladığı, mevzuatımızda ve küresel mevzuatta suç ile ne ifade edildiğine dair yetkin bir izah kitapta mevcut. Bunlar üzerinde yeni bir izahta bulunmayı yersiz buluyorum. Bunun yerine, birkaç eksik noktaya değinerek bu şekilde çalışmaya övgüde bulunmak isterim. Yazarın tahayyülü, şeffaf bir hapishane üzerine yürüyor. Suça karışan, suçu ispat olunan, normları es geçip sapmayı tercih eden bireylerin bir süreliğine toplumdan soyutlanmasına karşın, yazarın yeniden iyileştirme üzerine notları neredeyse cezalandırmanın nerede var olduğunu anlamamıza müsaade etmeyecek kadar esnek. Sosyal, psikolojik, fiziksel, toplumsal, hukuki, ekonomik şartların maksimum iyileştirilmesi isteği, bir yerden sonra tuhaf bir hümanistik çizgiye kaymakta. Bu, bir araştırmacının şahsi talepleri de olabilir, mümkündür, fakat suçun küresel tarihini irlemeden böylesi bir talebe kalkışmak, hapishanelerin de ceza kurumunun kendisinin de maksadına ters düşecek sonuçlar doğuracaktır. Dahası, suçun da tıpkı diğer üst-kurumlar gibi bir inanç mahsulü olduğunu ıskalamazsak, küresel bir suç ve suç mekânı tasavvurunun da beyhude olacağını anlayabiliriz. Dostoyevski vicdanlı bir insandı mesela, onun tahayyülündeki suç, yoğun bir ağrı çeken Raskolnikov’undan mülhemdi. Onun nezdinde suç, bir adalet çeşidiydi. Kafka da Gregor Samsa’sı üzerinden suça farklı şekilde baktı. Birçok örnek sıralanabilir. Anlayacağımız şey, küresel bir suç ve ceza tanımlamasının arızalı hale geldiğidir. Müşterek bir tanımla yapmak, bir nebze daha faydalı ve sonuca yönelik olur. Daha da önemlisi, mekânda cereyan eden suçların mekânla ve zamanla diyalogu da ıska geçilmeden, kapatılmanın patolojisine ulaşacak süreçler bu kritik anların izahında saklıdır.

    Mekân, benlik, suç ve ceza hakkındaki eksiklerinden sonra, kitabın ekseriyetine dair fazlasıyla olumlu tespitler yapabiliriz. Her şeyden önce, kapsamlı ve maksadına uygun anket çalışmalarından, saha notlarından ve araştırma yöntemlerinden oluşan kitabın donanımlı olduğu açık. Bu açıdan tipik bir arşiv ve katalog özelliği de taşıdığı söylenebilir. Diğer yandan kapatılma ile birlikte başlayan sürecin içerimlerini anlatmakta ve olası problemleri tespit etmekte de faydalı bir çalışma. Kurumsal hizmetlerin ulaşım ve kendisinden faydalanan bireylerin etkileşimlerine dair hassas tespitlerin bulunduğu kitabın sosyal yaşama yeniden kazandırma üzerine de söyleyecek şeyleri oldukça fazla. Kısmen üslup konusunda yetersiz olduğu hissini verse de elbette onanmış ve bastırılmış bir eserin alanındaki eksikleri giderdiği açık bir gerçektir. Eserden bu yönde faydalanmak gerekir. Çalışmanın sonuç ve değerlendirme kısmına referans olacak şekilde alınabilecek önlemler listesi sunularak tespit edilen noksanlıkların giderilmesi yönünde tavsiye ve bilirkişi raporu görevi de üstleniyor. Kıymetli, kaynak olabilecek teorik bir eser. Derine, kavramsal ilişkilere ve kente yansımasına inmeyi aklınıza getirmediğiniz sürece elinizin altından eksik etmemeniz gereken bir kitap.