*Olsun, dört bin olsun. Buna da pek ufak denmez, öyle değil mi? Peki bunun adalet neresinde? Rusya'da daha babanız gibi bir sürü in san var. Şimdi siz kendiniz karar verin komutanım, her gırtlak yemek ister mi, istemez mi. Sizin yemek istediğiniz gibi her insan da yemek ister. Siz nasıl doymak isterseniz, her çeşit insan da öylece doymak ister. Hani, kısrağına yem vermezse hayvanını açlığa alıştıracağını sanan Çingene'nin hikâyesini biliyorsunuzdur. İşte, herif dokuz gün açlığa alıştırmaya çalışmış hayvanı, onuncu gün bir de bakmış ki at nalları dikmiş... Çarlık idaresi zamanında baştan aşağı her iş tersi-neydi, yoksul halk da çok eziliyordu. Babanıza dört bin dönüm pay ayırdılar çörekten, ama o da bizim gibi basit insanlardan daha fazla-sını, iki kişinin yiyeceğini yiyemez ki. Halka yazık, Bolşevikler doğru yolda gidiyor, halbuki siz dövüşmekten söz ediyorsunuz…."
Etiket Müslümanlığı ve "Cenneti Parselleme" Hastalığı Dediğiniz gibi, süreç maalesef sadece bir nüfus cüzdanı ibaresine veya dille yapılan bir ikrara indirgenmiş durumda: "Ben
1000Kitap
Ruh dediğin yedi-yirmidört bakım ister sonuçta, öyle değil mi? Masrafı derdi bitmek bilmez! Her Allahın günü, hatta günün her saati 10:00’u servise götürmek zorundasındır. Haklı mıyım yoksa haklı mıyım?
Sayfa 36 - Siren·Kitabı okuyor
Ne acayip, değil mi? Bize benzer gayeler taşıyanlar en tehlikeli düşmanlarımız oluyor.