1) klasik sanat açıkça dikey ve yataylara dayanan bir sanattır. Elemanları tam bir açıklık ve kesinlikle görülebilir hale getirilmiştir. Resimde daima düşey ve yatayların karşıtlığı hakimdir. Bütün ayrımlar katıksız ana örneğe oranla ölçülürler.
Buna karşılık barokta, bu elemanları büsbütün yok etmek değilse bile, hiç değilse açık karşıtlıklarını örtme eğilimi vardır.
2) simetri, 16. yüzyıl için de genel kompozisyon şekli olmuş değildi, ama kolayca yerleşmişti ve elle tutulabilir bir yolda kullanılmadığı yerlerde de daima, resmin iki yarımı arasında belirli bir denge bulunmaktaydı. 17. yüzyıl bu kararlı dengeyi kararsız dengeye çevirdi.
Yokluğunda seni aradım;
kendime rastladım.
Mürekkebi dökmek acıydı.
Yayılan siyah beyazda,
bıraktığın izden daha pahalı bir gökyüzü olabilir.
Dokunan yaşlar dökülürken içime,
uzaklıklar yakınımda olduğunu söylemez.
Korkularım yok değildi;
sevdiğim satırların arasında sessizce beklerdi.
Kaybettiğimi bulmanın hüznü,
hayatın sildiği parçaların ardından
değişen iklimleri anlatır.