Harvard ve MIT'deki en yüksek performans gösteren öğrenciler, yazmak için yapay zeka kullanmıyor.
Onlar, profesörlerinden önce argümanlarındaki her zayıflığı bulmak için kullanıyor.
Görünen değişir,değişmez gören,
Her hâli seyreder anlayıp gören.
Yaşam okunur hep gören gözünden,
Nice sözler gelir,geçer dillerden.
Her sûret belirir,zamanla akar,
Bir müddet görünür,sonra kaybolar.
Gören hep sabit kalır yerinde,
Şahitlik sürdürür her dem derinde.
Sesler yankılanır,gelir ve geçer,
Duygu her nakışı usulca seçer.
Değişen içinde değişmeyen sır,
Her zaman varlığa kendini tanıtır.
Düşünce doğar da dağılır gider,
Lakin iz bırakır,yankı eder.
Nice şekil alır zamanın eli,
Görene dokunmaz değişim seli.
Bazen öyle sabahlara uyanır ki insan, gökyüzü bile yüzüme bakmaz gibi gelir. Hava ne kadar aydınlık olsa da, içindeki karanlık değişmez. Gözlerini her açtığında, hayatın üzerine bir gölge gibi düştüğünü hissedersin. Her yeni gün, eksik bir yanınla daha baş başa kalmak gibi. Ve o eksiklik… tarif edilemez bir boşluk.
Bazen bir şey içinde kendimizi unutmayı başarırız; ama dünya içinde kendimizi nasıl unutabiliriz? Bu olanaksızlık o acının tanımıdır. Bu acının yakaladığı kimse hiçbir zaman iyileşmeyecektir, evren tamamıyla değişse bile. Değişmesi gereken yüreğidir, oysa yürek değişmez; onun gözünde, var olma'nın da tek bir anlamı vardır: Acısına gömülmek gündelik bir nirvanaya varma talimi onu gerçeksizliğin algısına yüceltene dek...)