HAKAN

Arap kırmaları koşun yeni algı malzemesi var..
Istanbul'daki işgal kuvvelerinden Fransa ve ltalya vatandaslarına ait bu taşımacılık şirketlerinin neden Anadolu ya yapılan kaçakçılığı desteklediği sorusu akla gelmektedir. Bu konuda iki farklı yorum yapılabilir: Bunlardan birincisí, şirketlerin kendi hükümetleri veya yetkililerinin haberi olmadan sirf para kazanmak arzusuyla bu işlemleri gerçekleştirdikleridir. Konunun maddi boyutu doğru olsa da Istanbul'daki Fransız ve Italyan işgal yönerimlerinin yapılan sevkiyattan haberdar olmadıklarımı söylemek çok mümkün görünmemektedir. İkinci yorum ise: Ísgal kuvvetlerinin kendi aralarındaki ve TBMM Hükümeti ile olan siyasi ilişkileri ile alakalidır. Bilindiği üzere Fransızlar Mütareke'nín imzalanması ile birlikte Ingilizlerle beraber zaman kaybetmeden Antep, Urfa, Maraş, Adana bölgelerini işgal etmeye başladilar. Fakat bu bölge halkının başlattığı direniş hareketí nedeniyle Franstzlar başarılı olamadılar ve 20 Ekim 1921 de TBMM Hükümeti ile Ankara Antlaşmasını imzaladılar..... İtalyanlar ise mütarekeden sonra Antalya ve çevresini işgal etmislerdi. Fakat Italyanlar, Izmir ve çevresi kendilerine vaat edilmiş olmasına rağmen Ingiltere'nin desteği ile bu bölgeyi Yunanistan'ın işgal etmesi üzerine müttefikleri ile anlaşmazlığa düşmüştü. İşgal ettikleri bölgelerde TBMM ordulari ile hiçbir şekilde karşı karşıya gelmedikleri gibi , hakim oldukları Akdeniz limanlarından Anadolu'ya her türlü girişe izin vermişlerdir, Bu bilgiler dikkate alındığında İtalyanların, Yunan ordularına Karşı savaşan TBMM ordularını desteklemesi çok da anlamsız değildir.
Sayfa 166·Kitabı okudu
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
el ilanında şöyle yazıyordu: “Düşmanlarımız ve biz ... Memleket istila edilmektedir. Buna karşı Türk milletinin tekrar silahbaşı yapması tarihi bir zarurettir. Türk Milleti tarihi düşün. Esaretten kurtulmak için silkin. Haydi, silah başına....
Sayfa 140·Kitabı okudu
Alıntı
Bir daha söyleyeyim SAİT MOLLA bir vatan hainidir....
Ingiliz Muhipleri Cemiyeti' nin Istanbul ve Istanbul dışındaki teşkilatlanması ve casusları hakkında, o dönemde Sivasta bulunan Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye'ye, çok önemli bilgiler sağlayan. Sait Molla'nın Rahip Frew'e yazdığı mektuplarin ortaya çıkarılması da, 1919 yılında Istanbul'da faaliyet gösteren gizli teşkilatın önemli hizmetlerindendir. İlki l1 Ekim 1919, sonuncusu 5 Kasım 1919 tarihli bu on iki mektubun nasıl elde edildiği veya Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal Paşa'ya nasıl gönderildiği hakkında kaynaklarda açık bir bilgi bulunmamaktadır,
Sayfa 138·Kitabı okudu
1000Kitap
Bu şubelere kayıtlı silahlı Üye e sayısı mütareke döneminin sonlarina doğru 10.000 kişiye ulaştı, Böylece Istanbul'da herhangi bir karışıklıkta Müslüman Türk unsuru korumak üzere hatırı sayıır gizli bir ordu kurulmuş oldu. Bu gizli ordunun insan sermayesi İstanbulda bulunan çulhacılar, dokumacılar, mavnacılar, gümrük hamalları, arabacılar, bahçıvanlar, motorcular, sandalcılar, mobilyacılar, Kapalı Çarşı ve Mısır Çarşısı'ndaki esnaflar, tulumbacılar, sakalar, İstanbul Merkez Kumandanliği emrindeki inzibat subayları, jandarma Subayları ve polis memurlarından oluşan İstanbul'un her sınıftan ve meslekten halkına dayanıyordu".
Sayfa 128·Kitabı okudu
1000Kitap
Hain içeride olunca kilit ne yapsın ki..
İstanbul gizli grupları açısından polis müdüriyetinin tavrı oldukça önemliydi. Mütareke döneminin başından itibaren başta İngilizler olmak üzere İtilaf Devletleri temsilcileri şehrin inzibat işlerini kontrol altında tutmak istiyorlardı. Bu nedenle Polis Müdürlüğüne İtilaf Devletleri politikalarını uygulayacak kimseleri getiriyorlardı. İstanbul'un resmen işgalinden sonra kurulan Damat Ferit Hükümeti zamanında tam da İngilizlerin politikalarına uygun bir isim olan Hasan Tahsin Bey Polis Müdür-i Umumiliğine atanmıştı. Yukarıda değinildiği üzere 21 Ekim 1920'de Tevfik Paşa hükümet kurduğunda Hasan Tahsin Bey'i bu görevden almak istemişse de İngilizler onaylamadığı için bu azil işlemi mümkün olmamıştı.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Alıntı