Onların buraya genellikle doğudan gelmiş oldukları düşüncesi hâkimdir (Bilgiç, 1982: 85). Kramer, Sumerlilerin M.Ö. dördüncü binin ikinci yarısında gelmiş olduklarını belirtmektedir. Sumerliler, M. Ö. 3500 yıllarından biraz sonra güney Mezopotamya'ya göç etmiş olmalıdırlar. Bu tarih 3300'ler de olabilir (Bilgiç, 1982: 86-87). Göç edenler, geçiş bölgelerindeki halklarla savaşmaktan ziyade, yeni bir vatan bulmak amacındadırlar ve geniş alanları dalgalar halinde geçerek sular altında kalmış Fırat ve Dicle bölgesine ulaşırlar (Uhlig, 2006: 13). Göç edenlerin Mezopotamya'yı özellikle seçip seçmedikleri tam olarak bilinmemektedir. Mezopotamya tarihi Sumerlilerin buraya gelmeleriyle başlamıştır. Onların Mezopotamya'ya nereden geldikleri tam olarak tespit edilememiştir. Bu konu ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunlar arasında en kuvvetlisi, Sumerliler'in Mezopotamya'ya Aral Gölü çevresinden, yani Orta Asya'dan geldikleri şeklinde ileri sürülen görüştür. Bu görüşte olan bilim adamları, Sumerliler'in eski Türk topluluklarından biri veya Türklerle akraba bir kavim olabileceği kanaatine varmışlardır (Koca, 1992: 38). Sumerlilerin dilleri de bu görüşü destekler mahiyettedir (Durmuş, 2006: 3). Kuzey Asya'da yaşayan Türk boyları özellikle Hazar Gölü yörelerinden, Kuzey İran'dan Güney Mezopotamya'ya göç etmişler, burada adları da Türkçe olan “Ur ve Uruk" kentlerini kurmuşlardır (Hatiboğlu, 1979: 31). Sumerlilerin Orta Asya'dan Mezopotamya'ya geldikleri görüşünü savunan Salim Koca, dayanak noktası olarak Hrozny'nin eserine atıfta bulunmaktadır. Sumerliler kendi kaynaklarında ilk yurtlarının yerini, “Arali (Aral)'den geldik, Kaphuzi (Kafkasya)'den geçtik" şeklinde bir ifade ile belirtmişlerdir (Koca, 1992: 44). Sumerlilerin kendi kaynaklarında geçen bu ifadeyi kabul