HAKAN

Sümerler ve Türkler 3
Sumerlilerden günümüze ulaşan en önemli kültürel etkiyi onlar tarafından icat edilmiş olan yazının bulunması ve kullanılması oluşturmuştur. Yazının Sumerliler tarafından icat edilmiş olması onların çağdaş ve sonraki kavimlere kaynak olan çok yönlü ve unsurlu zengin bir kültür ve medeniyetin yaratıcısı bir kavim olduklarına işaret etmektedir ( Bilgiç, 1982: 103). İlk Sumer yazısı, nesnelerin ve eşyaların resimleri halindeydi. Yani, her türlü nesne ve eşya resimler ile ifade ediliyordu. Bunlar, resim olmaktan çıkıncaya kadar sadeleştirilerek, kullanılması kolay fonetik (ses) yazı sistemine dönüştürülmüştür. Sonunda, bu yazı, her türlü fikri, tarihi ve edebi metni yazmaya elverişli bir hale getirilmiştir. Sumer çivi yazısı Mezopotamya kavimlerinin ortak yazısı olarak uzun süre yaşamıştır. Mezopotamya dışında, Hititler, Urartular, Hurriler ve Persler de bu yazıyı kullanmışlardır. Hatta Mısır sarayında da çivi yazısını bilen birçok kâtip bulunuyordu (Koca, 1992: 41).
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sümerler ve Türkler 2
Onların buraya genellikle doğudan gelmiş oldukları düşüncesi hâkimdir (Bilgiç, 1982: 85). Kramer, Sumerlilerin M.Ö. dördüncü binin ikinci yarısında gelmiş olduklarını belirtmektedir. Sumerliler, M. Ö. 3500 yıllarından biraz sonra güney Mezopotamya'ya göç etmiş olmalıdırlar. Bu tarih 3300'ler de olabilir (Bilgiç, 1982: 86-87). Göç edenler, geçiş bölgelerindeki halklarla savaşmaktan ziyade, yeni bir vatan bulmak amacındadırlar ve geniş alanları dalgalar halinde geçerek sular altında kalmış Fırat ve Dicle bölgesine ulaşırlar (Uhlig, 2006: 13). Göç edenlerin Mezopotamya'yı özellikle seçip seçmedikleri tam olarak bilinmemektedir. Mezopotamya tarihi Sumerlilerin buraya gelmeleriyle başlamıştır. Onların Mezopotamya'ya nereden geldikleri tam olarak tespit edilememiştir. Bu konu ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunlar arasında en kuvvetlisi, Sumerliler'in Mezopotamya'ya Aral Gölü çevresinden, yani Orta Asya'dan geldikleri şeklinde ileri sürülen görüştür. Bu görüşte olan bilim adamları, Sumerliler'in eski Türk topluluklarından biri veya Türklerle akraba bir kavim olabileceği kanaatine varmışlardır (Koca, 1992: 38). Sumerlilerin dilleri de bu görüşü destekler mahiyettedir (Durmuş, 2006: 3). Kuzey Asya'da yaşayan Türk boyları özellikle Hazar Gölü yörelerinden, Kuzey İran'dan Güney Mezopotamya'ya göç etmişler, burada adları da Türkçe olan “Ur ve Uruk" kentlerini kurmuşlardır (Hatiboğlu, 1979: 31). Sumerlilerin Orta Asya'dan Mezopotamya'ya geldikleri görüşünü savunan Salim Koca, dayanak noktası olarak Hrozny'nin eserine atıfta bulunmaktadır. Sumerliler kendi kaynaklarında ilk yurtlarının yerini, “Arali (Aral)'den geldik, Kaphuzi (Kafkasya)'den geçtik" şeklinde bir ifade ile belirtmişlerdir (Koca, 1992: 44). Sumerlilerin kendi kaynaklarında geçen bu ifadeyi kabul
Alıntı
Sümerler ve Türkler 1
Sumerlilerin etnik kökenlerinin üzerinde çeşitli çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmalar neticesinde öne çıkan en önemli görüş Sumerlilerin Türklüğü meselesidir. Yapılan araştırmalarda Sumerlilerin Türk oldukları konusuna delil teşkil edecek en önemli kanıtı onların dillerine yansımış sözcük dağarcığında aramak yerinde olacaktır. Sumerce ile Türkçe arasındaki gerek ses gerekse anlam bakımından benzer bazı kültür kelimeleri Sumerlilerle Türkler arasındaki bu bağlantıyı daha da güçlendirecektir (Çeçen ve Gökçek, 2005:2). Kompleksiv cümle yapısı ile sıkı bir ilgisi olan zincirleme ibare şekli arka arkaya sıralanıp sonunda bir gramer eki ile bağlanan ve bir kül teşkil eden ibarelerdir. Bu hususiyeti Türkçede görürüz (Landsberger, 1943: 95). Buradan hareketle Sumerlilerin Türklüğü izah edilmeye çalışılmaktadır. Sumerlilerin dilleri ve dil grupları diğer dünya dilleri ve dil grupları arasında karşılaştırılmıştır. Sumerce ile Türkçenin karşılaştırılması neticesinde iki dildeki ortak kelimelerin varlığı Sumerlilerin etnik yapısının Türk olduğu tezini doğrulamaktadır. Arkeolojik ve antropolojik belgeler de Sumerlilerin kimliğinin belirlenmesine katkı sağlıyor ve Türklükleri tezini güçlendiriyor (Durmuş, 2006: 13). Türkçe "ev-de" yerine Sumerce "e-ta" gibi benzerliklerde gevşek bir akrabalık ifade eder. Yine bu gevşek akrabalığın diğer bir delili daha, Sumercede olsun, Türkçede olsun birinci şahsın M ikinci şahsın S ile gösterilmesidir (Landsberger, 1943: 95). Öte yandan, Sumerliler'in dilleri de bu görüşü destekler mahiyettedir. Zira Sumerce, yapı bakımından Türkçenin de dâhil olduğu “eklemeli” veya “bitişken" diller grubu içinde yer almaktadır. Hatta bu konuda yapılan araştırmalarla 200-300 kadar Sumerce kelimenin Türkçe ile ilgisi görülmüştür ( Koca, 1992: 38). Ayrıca, yapı
Alıntı
Sait molla bir vatan hainidir....
Esat bey gruplarin faaliyetlerini saklayarak gelişmelerine yardımcı olmuştur. Örneğin, İngiliz Muhipleri Cemiyeti Reisi Sait Molla, Esat Bey'in bu faaliyetleri hakkında topladığı istihbaratı, Ingiliz makamları ile paylaşarak onun tutuklanmasını istemiştir. Bu konuda elimde yeterli delilim de var demiştir.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Alıntı
Anadolu Hareketi ile İlişkileri Mondros Mütarekesi'nden sonra lstanbul'da gizli işgal karşıtı örgut olarak kurulan Karakol Cemiveti' nin Anadoluda direniş hareketi- nin başlamasına yönelik yukarıda bahsedilen önemli çalışmalarina rağmen cemiyet ile Anadolu hareketi arasındaki ilişkiler zaman zaman gerginleşebiliyordu. Istanbul'un resmen işgaline kadar geçen süreçte birlikte çalışsalar da Mustafa Kemal Paşa ile eski lttihatçıların kurmuş olduğu ve kendisini iç ve dış siyasette yetkili sayan Karakol Cemiyeti arasında gizli bir iktidar mücadelesi yaşandı.
Sayfa 50·Kitabı okudu
1000Kitap