Mobbing Bank Diyor ki;
Kuklalar Arasında ki Kör Dövüş Kuklacı ile savaşan bir tek Mustafa Kemal Atatürk'ü tanıdı dünya ve insanlık. Gerisi kuklacı lehine kuklalar arası dövüşten ibaret. Kuklacı ile savaşalım diyen çok az olduğu için fırsat büyük. Kuklalar iplerinin oynatıldığı kadar hareket edebilirler. Kukla yaratanlar ve kukla oynatanlar farkını
Aktörlük Sanatı, Sanat Kuramları, Görme Biçimleri
_Medeniyet, insanların ne kadar para kazandığıyla ya da kaç tane lüks arabaları olduğuyla ölçülmez. Medeniyetin para birimi Sanat’tır. Sanat aristokrattır ve sanatla uğraşan kimseler de yükselerek seçkinleşirler. Müzelerimizde ve kütüphanelerimizde korunan da sanatın ta kendisidir. Sanat Müzesi'ni ziyaret ettiğinizde göreceğiniz, insanların
Reklam
_Leviathan, her şeye egemen olan Devlet, büyük bir Ejderha, ölümlü bir Tanrı’dır. Leviathan, tüm bireylerin bedenselleşmiş biçimidir ama yapay bir bedendir. Devlet’in var olma amacı Güvenlik ve Barış’tır. Savaş gelmeden büyük bir Canavar yaratılır ve kanatları altına sığınılır. Bu büyük Leviathan‘ın doğması demektir. Herkes hemfikir olduğunda
Demokrasi tarafların uzlaşısı değil, birbirlerini öldürmeden kavga edebilmeleri ve bazen ortak paydada buluşabilmeleridir. Bugün demokrasi tiyatrosu izliyoruz, merkez parantezinde sağ ve solda konumlanmak arasında ciddi fark yok. Bu durum siyasetin, farklılığın, taraf olmanın, demokrasinin ve konsensüsün anlamını parçalayarak gelişmiştir.
Sayfa 267 - Phoenix Yayınevi
Kuklalar Kim? Kuklacı Kim? Kuklalar iplerinin oynatıldığı kadar hareket edebilirler. Kukla yaratanlar ve kukla oynatanlar farkını anlatacağım. Bizden ve çok tanıdık bir konu hiç yabancı değiliz.
İkinci Adam YayınlarıKitabı okudu
Reklam
Winston Churchill'in son 100 yılın temel referansı olan "Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir!" sözleri, İngiliz aristokrasisinin "Mülk adaletin temelidir!" şiarına gayet de uyuyordu. "Adalet Mülkün Temeliymiş" gibi bir demokrasi tiyatrosu sahneleniyordu.
294 syf.
6/10 puan verdi
·
Read in 14 days
Tarih boyunca, halkların refahı ve huzuru için göreve hazır olduklarını beyan eden ve gerekirse bunu “halk için halka rağmen” parolasıyla icra etmekten çekinmeyen mantığın temsilcileri, Cezayir’de de harekete geçmeyi ulusal bir görev, toplumsal bir ödev bilmişlerdi. Halkın ekseriyeti sandıkta kazandıkları zaferden silah tehdidiyle vazgeçmeye niyetli değildi. Ödenecek bedel acılarla dolu olabilirdi ancak direnişin onurlu havası ülkeyi sarmıştı bile. Kuşkusuz Batı’nın Demokrasi tiyatrosu ilk kez bozulmuyordu lakin asil bir sayfa daha ekleniyordu halkın tarihine filizlenen direnişle. Avrupa’nın “insan hakları ve özgürlükler” maskesini ilk kez indirmediği sır değildi fakat Cezayir direnişi halka halka büyüyen bir mektep, korku duvarlarını yıkan bir sancak gibi gönülleri fethediyordu. Onlar barış zamanı ahlâk ve kural tanımazken, direnişin evlatları savaşta bile bir hukuk olduğunu öğütlüyorlardı dünyanın paslı vicdanına. Kavga bir hukuku ve değeri olanlarla olmayanlar arasında çıkmıştı.
Güller Ağlar Ülkemde
Güller Ağlar ÜlkemdeNehir Aydın Gökduman · Ravza Yayınları · 1996276 okunma
"Devlet tiyatrosu"nda bir sürü kostüm, dekor ve makyaj malzeme­si vardır; demokrasi, hukuk, kanun, seçim, yargı vs... Bütün bu kos­tüm, dekor ve makyaj malzemelerinin hepsini geçtikten sonra başlar devletin asli ikametgâhı... Sokağa makyajsız çıkan bir devlete en sa­dık vatandaşları da dâhil hiç kimse tahammül edemez. Bu nedenle devlet, en çok parayı makyaj malzemelerine harcar.
29 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.