-"Şu kafayı görüyor musun? Şu kalın kafayı! Bu, ileride çok büyük işler başaracak, dedi.
Babasının bu sözleri karşısında Stardi, sadece gözlerini kapayarak gülümsedi. Oradan ayrılırken de bana:
-Güle güle, yarın görüşmek üzere, dedi. Bu sözleri öylesine ciddi ve ağırbaşlı bir tavırla söyledi ki, az daha:
-Saygılarımı sunarım! diyecektim."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Vatanımı neden seviyorum? Bu soru, aklına birçok cevap getirebilmeli oğlum. Çünkü annem babam orada doğdu. Çünkü ben de oralıyım, o kanı taşıyorum. Çünkü arkalarından annemin gözyaşı döktüğü, babamın saygı ile andığı ölüler o topraklarda yatıyor. Çünkü doğduğum şehir, konuştuğum dil, okuduğum kitaplar, kardeşim, ablam, arkadaşlarım, içinde bulunduğum insanlar, bütün gördüğüm, sevdiğim ve hissettiğim şeyler vatanımın bir parçası. Oğlum, bu sevgiyi sen henüz anlayamazsın. Büyüdüğünde uzun bir yolculuktan dönerken, geminin güvertesinde, ufukta vatanını gördüğün zaman bunu hissedeceksin. İçinden sevinç çığlıkları yükselecek.."
" Asıl ondan, onunla karşı karşıya gelmekten korkuyordu. Kaybettikleri şeyin büyüklüğünü o zaman daha çok anlayacaklarını ve buna tahammül edemeyeceklerini sanıyordu."
"Salâhaddin Bey yerinden kalktı. Kübra'nın çenedinden tutarak başını yukarı kaldırdı. Gözlerinin içine baktı:
'Az şeyler çekmemişsin sen, küçük!' dedi. ' Fakat her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur. Insan birazcık da kalender olmalıdır!'
Bu sözleri Kübra'nın anlamayacağını düşünerek devam etmedi. Fakat Kübra verdiği cevapla, kelimeleri değilse bile söylenilen sözün ruhunu kavradığını gösterdi, dedi ki:
'Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var...' "