Güneşli ama iç dünyamın huzursuz olduğu bir günden selamlar. Gün, şu soruyla başladı bende: Bütün sevgilerimi alıp beni sensiz bıraktığında, öncesinden sahip olduğundan neyin fazla olur? Her ne kadar sana karşı bölünmez sevgim olsa da, bana ait kusurlar, senin yardımın olmadan yalnızca benim tarafıma taşınırdı. Önümde, kendi baharını kendinden getirmiş bir ağaç var; salınıveriyor sağa sola, sendeki eda ile. Neye baksam Tanrı’nın yansımasını görürdüm önceden; şimdi ise hem Tanrı’yı hem de seni hatırlatan şeylerle seni görüyorum gözlerimden. Gözümle kalbim bir mücadele içinde; senin görüntünün zaferini nasıl paylaşacaklarını tartışıyorlar. Kim galip geliyor bilmiyorum, ama mağlup olan ise yalnız benim. Bu acı dinmeli ey rüzgâr; getir bana uzaklardan şifalı ve tenime dokunan hisleri. Bir diğer yandan gözüm, kalbime senin suretini görmeyi yasaklamak istiyor; kalbim ise gözümün resmettiği o çehredeki hak üzerine özgürlüğü istiyor. Kalbim tüm jüriye, tüm engellere savaş açıyor; kalbe ait olan düşüncelerden oluşan bir jüriye.