@kahve_kitap_aski

Puan vermedi·448 syf.··
2026 68. kitabı
Alevlerin arasında sona yürüdüğünü düşünen Larina'nın bir anda kendini yabancı bir dünyanın ortasında bulmasıyla başlayan hikâye, sayfalar ilerledikçe çok daha derin ve karanlık bir yolculuğa dönüşüyor. Bir yanda ailesine ulaşmaya çalışan genç bir kız, diğer yanda omuzlarında bir halkın kaderini taşıyan kırık bir prens... As Valor Jarlan'ın sert kabuğunun altında sakladığı yalnızlığı hissetmemek mümkün değildi. Gücüyle korku salan bir adamın, tek bir kişinin varlığıyla nasıl değişebildiğini okumak oldukça etkileyiciydi. Larina ise yaşadığı onca kayba rağmen ayakta kalmaya çalışan, cesaretiyle hayran bırakan bir karakterdi. En çok da hikâyenin yarattığı atmosferi sevdim. Sislerin arasında saklanan sırlar, geçmişten gelen gölgeler ve her bölümde biraz daha büyüyen gizem hissi beni sayfalara bağladı. Tam cevaplara ulaştığımı düşündüğüm anlarda yeni sorular ortaya çıktı. Yazarin olusturdugu evreni ve karakterleri sevdim. Merak uyandici sekilde bitt kitap. İkinci kitabi daha cok merak ediyorum m Fantastik dünyalarda kaybolmayı sevenler icin guzel bir seruven olacaktır. . Merak duygusunu son ana kadar canlı tutan, duygusal yönü güçlü bir fantastik kurgu arıyorsanız bu seriye şans vermelisiniz
Tılsım ve Sis 1Seda Lena · Guardian Yayınları · 2025105 okunma
Reklam
Puan vermedi·512 syf.··
2026 63. kitabı
Bazı hikâyeler vardır; sadece okunmaz, insanın içine işleyip uzun süre etkisinden çıkmasına izin vermez. Kehribar Taşı da tam olarak böyle bir kitaptı bence. Daha ilk sayfalardan itibaren Mardin’in taş sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissettiren, geçmişin yükünü ve aşkın ağırlığını aynı anda omuzlarınıza bırakan bir hikâye. Firuze ve Ezra’nın ilişkisi sıradan bir aşk hikâyesi değil. Onların arasında yılların biriktirdiği acılar, suskunluklar, aile bağları ve kapanmayan yaralar var. Birbirlerini ne kadar severlerse sevsinler, hayat sürekli onları başka yönlere savuruyor. İşte bu yüzden okurken insanın içi huzurla değil, sürekli bir tedirginlikle doluyor. Çünkü mutluluğa yaklaşsalar bile bir şeylerin yine her şeyi mahvedeceğini hissediyor insan. Firuze karakterini okurken açıkçası bazen ona sarılmak, bazen de kızıp “Neden böyle yapıyorsun?” diye sarsmak istedim. Güçlü durmaya çalışırken içinde ne kadar kırılmış bir kadın olduğunu öyle iyi hissettiriyor ki… Ezra ise uzun zamandır okuduğum en etkileyici erkek karakterlerden biriydi. Onun sevgisi bağırarak değil, bekleyerek ve vazgeçmeyerek kendini gösteriyor. Bazı sahnelerde tek bir bakışı ya da tek bir cümlesi bile sayfalarca yazılmış duygudan daha ağırdı bence -ki en sevdiğimiz sevme sahiplenme şekli bu- Kitabın en sevdiğim taraflarından biri de atmosferiydi. Midyat yalnızca olayların geçtiği bir yer gibi durmuyor; yaşayan, nefes alan, sır saklayan bir karaktere dönüşüyor resmen. Konağın içindeki sessizlikler, taş duvarların arasında dolaşan geçmiş, ailelerin bitmeyen hesaplaşmaları… Her detay hikâyenin duygusunu daha da büyütmüş -bu kısımda yazarı tebrik ediyorum- Ayrıca kitapta sadece aşk yok. Güvenin nasıl kırıldığına, insanın sevdiği biri için neleri göze alabildiğine ve bazen en büyük savaşın kalbin içinde
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202645 okunma
10/10
·528 syf.··
2026 60. kitabı
Bazı kitaplar vardır; sayfalarını çevirdikçe bir hikâye okumazsınız, sanki karanlık bir girdabın içine çekilirsiniz. Bir Nergis Tufanı tam olarak böyle bir kitaptı benim için. İçinde aşk vardı ama o alıştığımız türden değildi. Daha çok yara gibi, nefes kesen bir savaş gibi… Sevmenin bile tehdit gibi hissedildiği bir hikâyeydi. Nergis’in çaresizliği insanın içine işliyor. Hayatta kalmaya çalışırken doğruyla yanlışı birbirine karıştırmış bir kız Nergis.. Kardeşini kurtarmak uğruna attığı her adımda biraz daha dibe batıyor ama yine de ayakta kalmaya çalışıyor.. zaman zaman attığı adımlar oyle yanlış ki ama mecbur. Ama o adımlarla en çokta kaybetme korkusu var. Tufan Ali Uluhan ise tam anlamıyla felaket gibi. Onun olduğu yerde güven diye bir şey kalmıyor.Ne yapacağını kestiremiyor insan okurken. çünkü merhameti yok ama en korkuncu da bu değil… En korkuncu, kalbi taş gibi görünen bir adamın birine saplantılı şekilde bağlanmaya başlamasıydı. Tufan severken insanın içini ısıtan adamlardan değil; aksine, sevdiği şeyi bile yakabilecek türden bir adam. Bu yüzden aralarındaki ilişki romantikten çok daha fazlasıydi.. Güvensizlik, öfke, takıntı ve geri dönülmez bir çekim oluşuyor. karakterlerin birbirlerine karşı kurduğu psikolojik üstünlük savaşları inanılmaz keyifliydi. Kim kimi manipüle ediyor, kim gerçekten kontrolü elinde tutuyor asla emin olamıyorsunuz. Ve bu belirsizlik kitabın ruhunu oluşturuyordu bence. En sevdiğim şeylerden biri de hikâyenin sadece karanlıktan ibaret olmamasıydı. O sert atmosferin içinde ince ince işlenmiş bir yalnızlık hikâyeside vardı. Her karakter biraz kırılmış, biraz eksik hissediyordu. Belki de bu yüzden birbirlerine bu kadar zarar verirken aynı anda kopamıyorlardı. Finale geldiğimde ise resmen afalladım. Her şeyin yönü bir anda
Bir Nergis Tufanı: NefretCeylin Petrikor · Martı Yayınları · 202666 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 54. kitabı
Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, olayların sadece “gizem çözülüyor” hissi vermemesiydi. Her gerçek ortaya çıktığında karakterlerin içi biraz daha parçalanıyor ve siz o kırılmayı doğrudan hissediyorsunuz. Toprak’ın öfkesini okurken bir noktadan sonra kime hak vereceğinizi şaşırıyorsunuz çünkü bu hikâyede herkes kendi yarasının içinden konuşuyor. Güven duygusu o kadar ustalıkla yıkılıyor ki sayfalar ilerledikçe hiçbir karakterin söylediklerine tam anlamıyla inanamaz hâle geldim. Özellikle Toprak ile Kerem arasındaki bağ çok etkileyiciydi. Birbirlerine yaklaşmaya çalıştıkça geçmişin onları geri çekmesi, her şeyi daha da çıkmaz bir noktaya sürüklüyor. Aralarındaki duyguyu okurken aynı anda hem huzur hem felaket hissi veriyor kitap. Çünkü ne zaman güzel bir an gelse ardından mutlaka karanlık bir sır çıkıyor. Hikâyenin en güçlü taraflarından biri de psikolojik tarafıydı bence. Sadece katili bulmaya çalışan karakterler okumuyoruz; aynı zamanda gerçekle yüzleşmekten korkan insanları okuyoruz. Toprak’ın zihnindeki karmaşa, sürekli büyüyen şüpheleri ve herkesi düşman gibi görmeye başlaması kitabın atmosferini inanılmaz yoğunlaştırmış. Bazı bölümlerde onunla birlikte nefes alamıyormuş gibi hissettim. Ve final… Uzun zamandır bir kitabın son sayfalarında bu kadar şaşırmadım. Taşlar yerine oturdukça her şey daha da sarsıcı hâle geldi. Öğrenilen gerçekler sadece olayları değil, karakterlere bakış açımı da tamamen değiştirdi. Son bölüm bittiğinde geriye yalnızca şu his kaldı: Bu hikâyede kimse gerçekten masum değildi, sadece herkes kendi karanlığını saklamayı daha iyi biliyordu.
Katil Kalpler Şehri 2Elif Melissa · Ephesus Yayınları · 202612 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Deina’nın hikâyesi ilk sayfadan itibaren içime işledi. Çünkü burada yalnızca ölümle ilgili bir yolculuk okumuyorsunuz; özgürlüğü elinden alınmış bir kızın, kendi kaderini geri alma savaşına da tanık oluyorsunuz. Ruhları ölüme uğurlamak onun için bir görev olabilir ama satır aralarında taşıdığı yorgunluk, korku ve umut her şeyi çok daha gerçek hissettiriyor. Yeraltı Dünyası’nın atmosferi öylesine karanlık ve etkileyiciydi ki okurken kendimi o taş koridorların içinde yürüyormuş gibi hissettim. Özellikle Deina’nın geçmişine dair küçük parçalar ortaya çıktıkça hikâye daha da derinleşiyor. Kim olduğunu bile unutturacak kadar acımasız bir düzenin içinde büyümesi, karakterine bambaşka bir ağırlık katmış. Ama beni en çok etkileyen şey, özgürlüğün onun için ne kadar büyük bir anlam taşıdığıydı. Çünkü bazı insanlar için özgürlük sadece bir kelimedir, bazıları içinse uğruna ölüler diyarına bile inmeyi göze alacak kadar değerli bir şey… Deina tam olarak böyle bir karakterdi. Görev ekibindeki herkesin farklı bir tarafı vardı ve aralarındaki gerilim hikâyeyi sürekli canlı tuttu. Kime güvenileceğini kestirememek, Yeraltı Dünyası’nın tehlikeleriyle birleşince kitap boyunca diken üstünde hissettim. Hele sonlara doğru ortaya çıkan sırlar… Bazı sahnelerde gerçekten nefesimi tuttuğumu fark ettim. Mitolojiyle harmanlanan karanlık atmosferi, güçlü kadın karakteri ve sürekli merak uyandıran olay örgüsüyle beni içine çeken bir kitap oldu. Sayfalar ilerledikçe insan sadece sonucu değil, Deina’nın bu yolculuktan nasıl biri olarak çıkacağını da merak ediyor. Çünkü bazen en korkutucu şey ölüm değil, dönüşürken geride bırakmak zorunda kaldıklarımız oluyor.
Karanlığın KızıKatharine Corr · Eksik Parça Yayınları · 20266 okunma
Reklam