Allah’a şükürler olsun ki, sınırsız şükrün kendisine lâyık olduğu, iki âlemin Hâliki ve on iki bin âlemin Rabbi, bu muhtaç kulunu, mevcûdâtın övüncü ve iki cihan önderi olan Efendimize ﷺ ümmet eyledi
Burada tek yapılması gereken vesvesenin ilmini bilip, "Bu vesvesedir, bunu umursamaya gerek yoktur." demektir. İnsan bunu dediği anda şeytan ile olan mücadeleyi kazanır .
İnsanın kalbinde de şeytanın nefis ile birlikte kurduğu "lümme-i şeytaniye" adında bir konsolosluk vardır ve o konsoloslukta şeytanın kuralları geçerlidir. Oranın vazifesi ise insanı rahatsız etmek için sürekli fısıltılar, yani vesveseler vermektir. Bizler "Euzu besmele" çekerek dışarıdaki şeytanı kovabiliriz ama içerideki nefsi kovamayız. Madem nefsi
koyamıyoruz, öyleyse onu terbiye etmemiz gerekir.
Şeytan, insan ve cin gibi nefse sahip olan varlıklara musallat olur.
Şeytan, insana musallat olma vazifesini dışarıdan kendisi yürütürken; içeriden de nefis vasıtasıyla yürütür. Çünkü nefis, şeytanın kalpteki konsolosluğudur.
Sen eskiden şeytana ders veren bir insandın. Şimdi şeytanın senden almak istediği bir şey var. Artık senden imanın güzelliğini çalmaya çalışıyor. Nasıl ki hırsız boş eve girmez, şeytan da boş bir kalbe girmeye çalışmaz. Sana musallat oluyorsa demek ki sende iman var, onu çalmaya çalışıyor.