Son iki ay yorucu geçti... O kadar yoruldum ki... Bedeni topluyorsun da ruh kum tanesi, suya hasret kalıyorsun bir süre, bir yudumla kale yapan ruhun, yeri geliyor denizleri serseler ayağına iki taneciği birleştiremiyor. Yalanı, riyayı, hatayı bile anlamaya çalışan ruhum, dindirirken kendini, enayi diye bakanlar olmuş, canları sağolsun... Hayat basit ama dönemi sormayın gitsin. Ben artık deneyimsizden, işine gelmeyince astarı yırtılan insanlardan, affediciliği suistimal edenden, yalanı huy etmişten korkuyorum, çok hem de. Bir dip ne kadar dipse hepsinden de en dip olanı bu. Ve ben bunu köküne kadar yaşıyorum. İçimin pırpırları dilerim güzel heyecanlardan olsun bundan sonra. Bazen anlayın bazen affetmeye çalışın bazen de paşa gönlünüz bilir işte. Yapamayacaksanız da ne zaman kaybedin ne ruhu ne bedeni oyalayın! Kaç milyar insanız kaç milyar kalp kaç milyar ruh kaç milyar oyun ya da. Oyundan kaçın, olana düşün, olan hayırlısı olsun siz aşkın peşine düşün! Arada ayak takılır, arada batılır çıkılır arada oyun bu kaybedilir kazanılır. En nihayetinde dipte çok yalnız bir çocuğunuz var onu sarın sarmalayın. Ve deyin ki; "Ben varım
ΚΟRKMA!"
Arayan ve bulmak çabasıyla kıvranan sizlere Peyami Safa'nın bu sözlerini bırakıyorum: "Dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah'ını. Kendine dön, kendine bak, kendine gel." Peyami Safa