Öncelikle, tamamen hayal kurabileceğim, boş zamanlarımda fantastik bir dünyada maceralar yaşayabileceğim kitap arayışım, Gölgelerin İçinden Armageddon’u gördüğümde son buldu. Kitap kapağı ve yapılan yorumlarla ilgimi çekmeyi başardığında, ben de beklemeden temin ettim. Başlarda klasik bir intikam hikayesi zannederek devam ettiğim kitap, birden beni içine çeken büyük bir mesele haline geldi. Kitap bana macera yaşatmak yerine, önce dünyanın en önemli kavramı olan adaleti ve bunun eksikliğini dert ettirdi. Ardından bu kavram için savaşan ve eksikliğini iliklerine kadar hisseden biri haline getirdi.
Gerçekten bu kitabı herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum çünkü size katacağı çok şey var. Yalancı konfor alanlarımızda takılıp tüm hayatımızı bize empoze edilen materyallere ulaşmak için harcıyorken, arka planda nelerin döndüğünü, ne acılar çekildiğini ve bizim bu yaşananlara nasıl kayıtsız kaldığımızı bize gösteriyor. Daha önce hiç kitap incelemesi yazmadım ve ben kimseye film bile önermem; sadece kendim bulur ve deneyimlerim. Ama bu kitabın herkese ulaşması için ne gerekiyorsa yapmak istiyorum. Zulüm gören insanlar, hayvanlar, bitkiler, kısaca canı yanan her canlı için okuyun, okutturun.
Merak etmeyin, kitap size ihtiyacınız olan tüm duyguları bir bir yaşatıyor. Üzüyor, güldürüyor, heyecanlandırıyor; ama bunları yaparken de sizin hiç haberiniz olmadan bilinçaltınıza adalet tohumları ekiyor, zulme sessiz kalmamanız için sizi bir şeye hazırlıyor; soğuk, karanlık, ürkütücü ama dibine kadar adil bir şeye...