ONESS: Kehanetin Yankısı ile gerçekten bambaşka bir evrene adım attım. Fantastik, bilimkurgu ve aşk üçgeninde kaybolmayı sevenler için kaçırılmayacak bir okuma oldu. Aşkın kaderle, güvenin sırlarla sınandığı bu evren; akıl alıcı kurgusu ve sürükleyici anlatımıyla sizi sayfalar arasında ters köşe yaparak dolaştırıyor.
Tanrı’nın elinde bir toz tanesi olarak yaratılan Orim ve Agles’in birleşiminden doğan Oness gezegeni, sıradan bir dünya değil. Üzerinde insanlar yaşasa da Neftler, Atlılar ve Askinler gibi farklı türlerin varlığıyla zenginleşen bu evrende, karanlık güçler sessizce pusuda bekliyor. Ve yüzyıllık bir kehanet, uyanmak için doğru anı kolluyor…
Hikâyemizin merkezinde, geçmişi karmaşalarla dolu olan Luis (Lusi) var. Oness’in aydınlığı ile karanlığı arasında sıkışıp kalmış, neye hizmet ettiğini tam olarak bilmeyen bir ruh. Bir sahilde kaderiyle mühürlendiği anda hayatına giren Lion, her şeyi geri dönülmez biçimde değiştiriyor. İlk karşılaşmada aralarındaki çekim, sanki birbirlerini çok önceden tanıyorlarmış hissi uyandırıyor. Luis’in gözlemci olarak başladığı bu yolculuk, Lion’un uzun ve zorlu mücadelesiyle birlikte derin bir bağa dönüşüyor.
Ancak hiçbir şey göründüğü kadar basit değil…
Luis’in eğitime başlamasıyla birlikte yaşadığı fiziksel zorlanmalar, ataklar ve dönüşüm süreci; onun kehanetin tam merkezine çekildiğini gösteriyor. Bu süreç, bir Ast olana kadar devam ediyor ve okur olarak siz de bu sancılı değişime adım adım tanıklık ediyorsunuz.
Kitabın sonu ise…
Gerçekten yerle bir ediyor. Ters köşe seven biri olarak çok şey okudum ama bu final beni fazlasıyla sarstı. Lion’un intikam yemini ve devam kitabına dair bırakılan merak, Oness’in büyülü dünyasından kopmanıza asla izin vermiyor.
Fantastik, aşk ve bilimkurgu unsurlarını başarıyla harmanlayan bu