Keşke - SEMA SOYKAN
Okurken aklımdan sık sık geçen soruyu size sorarak başlamak istiyorum: Köy enstitüleri kapatılmasaydı sizce nasıl bir Türkiye olurduk?
Öncelikle ‘Keşke’ dememek için bu kitabı mutlaka okumalısınız arkadaşlar Okurken büyük bir keyif veren bu kitap gerçek olaylardan esinlenmesi sebebiyle beni çok etkiledi.. Kısaca bahsedecek olursam; Kalbinize dokunan birden fazla aşk barındırıyor.. Aşkın yanında köy enstitülerinin tarihini okurken inanılmaz bir gurur duyuyorsunuz, Atatürk’ten bahsedilen her sayfa da onu özlüyor ve gönlünüzde çiçekler açıyor, Köy enstitülerinin acı sonu ve atılan iftiraların gerçeklerini gördükçe öfkeleniyor, Türkiye tarihimizin dile getirilmeyen o sinsi planların yavaş yavaş gerçekleşmesi ise öfkenizi ikiye katlıyor okurken kalbinizi kırıyor…
YANİ BU KİTAPLA HER DUYGUYU İLİKLERİNİZE KADAR HİSSEDİYORSUNUZ
Aileleri yüzünden şanssız iki evlat Sabia ve Fikret’in yollarının köy enstitütüsünde kesişmesi ve o masum aşklarını okuyoruz.. Sadece aşk kitabı değil o zamanlar Köy Enstitülerinin başarısı ve her detayıyla nasıl güzel eğitim verildiğini de görüyoruz.
Türkçe, matematik, yurt-yaşama, tarih gibi genel bilgi derslerinin yanında tarla ziraati, ziraat aletleri, tohum ve yem nebatları, hayvancılık, sebze ve meyvecilik, sütçülük ve süt mamulatı, arıcılık, tavukçuluk, böcekçilik ve ziraat sanatlarından tutun da inşaat işleri, duvarcılık ve marangozluk bilgisi gibi yaşamın her alanına hazırlanan öğrenciler yetiştirilen bir sistem.. 13–15 yaşında okul yönetimine katılan, öğretmenlerini sorgulayan, birden fazla dil öğrenen hatta araba kullanmayı öğrenen güzel çocuklar yetiştiriliyor…
Kemalizm ilkelerine dayanan, laik, demokratik, bilimsel, karma eğitim esaslı, özgün bir eğitim modelini esas almış, eğitime bütünsel bakan, pek çok ülkenin