"Televizyona gelince, hatta iyi düşünürsek sinemada bile...Bir filmde her şey verilmiştir, insan hiçbir şey kazanmaz, hazırlanıp sunulmuştur film; görüntü, ses, dekor, yönetmenin niyetini anlayamamamız halinde ortama göre müzik...
...Ve başlamak için, dogmaya aykırı düşen su gerçeğin itirafı lazımdır:Bizi yetiştiren okumalarımızın çoğunu, bir şey için değil, bir şeye karşı yapmışızdır. Sığınır gibi, reddeder gibi, karşı koyar gibi okuduk ve okuyoruz.Bu bizi kaçak gibi gösteriyor, gerçek okuduğumuzun "cazibesi" ni aşıp bize yetişemiyor olsa da, hiç olmazsa kendimizi kurmakla meşgul kaçaklar, doğmak üzere olan firarilerizdir.
Peki, öğretmen okumayı buyuracağına ya aniden kendi okuma mutluluğunu paylaşmaya karar verseydi?
Okuma mutluluğu?Nasıl bir şeydir okuma mutluluğu?
Gerçekten çok büyük bir kendine dönüş ister bu sorular!
Her okuma bir direnme eylemidir.Neye karşı direnme?Bütün sıradanlıklara:
"Toplumsal olanlar.
Mesleki olanlar.
Psikolojik olanlar.
Duygusal olanlar .
İklimsel olanlar.
Ailevi olanlar.
Eve dair olanlar.
Düruhlara dair olanlar.
Patolojk olanlar.
Parasal olanlar.
İdeolojik olanlar.
Kültürel olanlar.
Şişkin benliğimize dair olanlar."
İsı sürdürülen bir okuma, kişiyi kendisi dahil her seyden kurtarır.