Yakınlarını kaybetmek türünden felaketlerin etkilerini hemen oracıkta ararız, ama çok uzakta bir yerde de olabilir, ancak zamanı geldiğinde ortaya çıkar.
Nihal'in bana bakışı da böyle bir şeydi işte. "Senin odanda, masayla kitaplık arasında, öğleyle akşam arasında ve hatırlamakla unutmak arasında, bizi birbirimiz için var eden cümlelerinle anlatmıştın bana bunları," der gibi bakmıştı
Dört kişilik yemek masasında komşu kenarlarda oturan iki kişi böyle birkaç saniye bakışınca ne olur? Şu olur: Bu iki kişi kendilerini diğerlerinden yalıtır.
Nihal elleri masanın altında, başı iyice daralttığı omuzlarının arasında hafifçe eğik, bütün bu gülünç ve güzel hikayeleri dinlerken birkaç kez bana bakmıştı, şu bütün kitaplarda geçen "der gibi baktı" bakışlarıyla.
Böyle bir hayatın bıraktığı etki bugün açıkça görülebiliyor: Murat Ağabey, ancak sen kendi hayatını kurduktan sonra evlendi ama çocuk sahibi olmak istemedi, erken yorulmuştu.