Kimse bilmiyor. Ne koca adam, ne iki küçük çocuk, ne de kızı öldürülürken içeride kendini asan kadın. Geçmiş hakkında kimse bir şey bilmiyor. Herkes sadece o günü, o ânı düşünüyor.
Hemen gidip Salih'i bulmak mı? Komutan bilmiyor mu yerini? Her cinayetten sonra zaten Komutan kendisi bulup saklamaz mıydı kardeşini? İkizini. Kendisiyle aynı, kendisinden deli, kendisinden cani, kendisinden kontrolsüz... Salih'i?
"Peki öldür, sonra ben mutfaga gider, dolmanın altını yakarım, " der gibiydi. Ölmeyi, öldürülmeyi, sıradan bir şeyi kabul edermişçesine, bekler gibiydi.
Önceki gün yine ön kapıdaydı, ondan önceki gün arka kapıda... Polisler orada ne aradığını sormuyorlar bile. Biliyorlar. Ve bilmezden geliyorlar. Görüyor, kör bakıyorlar.