annesi ve babası olağanüstü varlıklı ya da soylu olmadığı takdirde, bir kadının sakin ve ses geçirmez bir oda şöyle dursun, sadece kendine ait bir odası olması bile söz konusu değildi.
Kadın bir kere çok farklı şekillerde tezahür edebiliyordu. Yiğit de olabiliyordu, aşağılık da... Göze olağanüstü güzel de görünebiliyordu, bir o kadar gudubet de. Duruma göre ya muhteşemdi, ya da sefil.
yüzyıl içinde kadınlar korunan cins konumundan da çıkmış olacaklar. Mantıkken baktığınızda, bir zamanlar mahrum edildikleri tüm etkinlik ve uğraşlarda artık yer alabiliyor olmaları gerekecek.
Çünkü kadın gerçeği söylemeye başladığı anda, aynaya yansıyan o insan figürü suyu çekilmiş gibi büzüşecek ve hayata uyum gücünde de bir azalma olacaktır.
Kadınlar bütün bu yüzyıllar boyunca erkeği olduğundan iki misli büyük göstermek gibi tılsımlı ve tadına doyum olmayan bir güce sahip olan aynalar görevi görmüşlerdi. O gücün yokluğunda, dünya muhtemelen bataklıklardan ve balta girmemiş ormanlardan ibaret bir yer olarak kalırdı.