Ve "yaşamak zaten bu!" Diye haykırdı yaşlı adam. Hani şu zamana inanmayan. Geçen yaşlarını ardışık sayılardan daha fazlasına taşımayan. Çift yaşlarında farklı tek yaşlarında farklı dilekler dilerdi. Bildiği gibi yaşamıştı; öğrendiği gibi değil. Gülmek isterse güldü, ağlamak isterse ağladı. Kafasını o bilindik çembere geçirdi. "Yaşamak zaten bu" dan kastına ölmek de giriyordu. Ölüm, yaşamın hep bir parçasıydı.