Jurnallerinden birinde Cemil Meriç şöyle bir şey yazıyor: Bir gün bir talebesi geliyor ve "Üstadım, bu ülke yaşanmaz hale geldi. Artık Fransa'ya gidip yerleşeceğim!" diyor. Cemil Meriç'in cevabı muazzamdır: "Evladım, nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır. Senin zihnin ne kadar aydınlıksa, gittiğin yerde de ancak o kadar aydınlık bulabilirsin."
Her insan doğuştan bir haysiyet hakkıyla doğar. Dolayısıyla çocuklarımızı koşulsuz sevmeli, onlara bizim çocuklarımız oldukları için şanslı olduklarını hissettirmeliyiz. Ancak yanlış bir iş yaptıklarında da bunu kınamalıyız. Kişiyi değil, yaptığı hatayı eleştirmeliyiz. Doğru bir şey yaptıklarında ise bunu takdir etmeliyiz. Sağlıklı mahcubiyet, kişinin yaptığı yanlış eylemden dolayı mahcup olmasıdır. Ama kendinden, şahsından dolayı sürekli bir utanç duyması sağlıksızdır. Çocuklarımıza bu farkı öğretmeliyiz. Çünkü günümüzde aşırı özgürlüğün yüceltildiği bir toplumda bu denge kayboluyor. Ve bunun sonucunda ya zorbalık yüzünden hayattan bezen ya da başkalarına zarar veren gençlerle karşılaşıyoruz.
Allah'ı (c.c.) hatırlayamayarak aşar. Dünyaya dalar, aşar. Kalbi kararır. Kalpte küçük bir siyah lekedir, isyan. Ama siz Allah (c.c.) ile olan ilişkiyi kestiğiniz zaman, o siyah leke giderek büyür.