Bu sözler Faythe'i düşündürdü. "Kaç yaşındasın?" diye sordu. Nik burnundan soluyarak güldü. "Yaşlıyım. En azından senin türüne göre öyleyim, kendi türüm içinse epey genç sayılabilirim." Faythe gözlerini devirdi. Nik doğrudan cevap vermekten kaçınıyordu. İnsan zamanına göre yirmi beşinden büyük olamazdı. Nik onu inceleyerek, "Sen en az on yedi görünüyorsun." dedi. Faythe dudak büktü. "On dokuz yaşındayım, tamam mı?" Nik'e sertçe baksa da dudaklarının kenarı haylaz bir sırıtışla kıvrıldı. Düzgün bir yemek yeme imkânı bulamadan geçirilen günler nedeniyle gelişmeyen vücudunun onu yaşından küçük gösterdiğini tahmin ediyordu. Çünkü neredeyse yirmisine basacaktı.
Nik haykırarak güldü. "Ben neredeyse üç yüz yaşındayım." diye itiraf etti en sonunda. "Savaş başladığında burada değildim ama büyük savaşlar esnasında buradaydım."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İşler iyice kızısmadan yavaşlayan öpücükleri, yürek parçalayacak kadar şefkatli bir hale büründü. Dudaklarını kızın dudaklarından ayıran adam, ardından onu boynundan öptü; şehvetli olmayan, tatlı bir öpücüktü. Nik kızın kokusunun ve tadının keyfine varıyor gibiydi. Ardından kızı kibarca ayaklarının üzerine bıraktı ve yaralı çenesini okşarken ona baktı.
"Seni özleyeceğim," diye fısıldadı. Sesi titredi titreyecekti. Nik hüzünle gülümsedi. "Senin gibi biri daha olmayacak, Faythe. İnsan, Fae, soylu, avam... Senin gibi bir ruh asla gelmeyecek."
Faythe battaniyeyi bırakıp kollarını Nik'in boynuna doladı ve Nik de ona sıkıca sarıldı. İşte o zaman Faythe'in sessiz gözyaşları akmaya başladı. Bu adil değildi. Bir canavar ve onun hükmetme ve vahşet arzusu yüzünden birbirlerinden koparılıyorlardı. Nik'le aralarında bir şeyler olabileceğine inanmıştı. Bu şüphesiz ki alışılmadık ve çetrefilli bir ilişki olacaktı fakat Faythe onunla beraber olma şansı için bunu ve beraberindeki bütün riskleri kabul etmeye hazırdı.
Nik'in elleri, bandajlarının altındaki çıplak belinde dolasmaya başladı. Dokunuşları vüreğindeki acıyı bir an icin dindirmisti. Faythe ona bakmak için geriye eğildi ve parmaklarını yüzünün hatlarında gezdirdi. Önce çenesine, sonra burnuna, ardından da ağzına dokundu; bunun onu son görüşü olma ihtimaline karşı tüm detaylarını hafızasına kazıyordu.
“Kendinden kaçamazsın. Yeteneklerinden bu kadar korkmaktan vazgeç ve onlarla yüzleş, Faythe. Yoksa kaçmak için bu kadar uğraştığın şeyler felaketin olabilir.”