Tobias’ın yokluğu ve sessizliği, bir kez daha aptal yerine konduğumu ka nıtlıyordu. Aşkın ne olduğunu bilmiyor olabilirdim ama artık ne olmadığını biliyordum.
O anda bugüne kadar, onunla karşılaşana kadar her şeyi tüketen türden bir aşkı hiç tatmadığımı fark ettim, dahası bir daha asla böyle bir duyguyu yaşayamayacağımdan emindim.
Gerçek aşkın ne olduğunu anlamıştım ama saniyeler sonra elimden alınmıştı. Düşmanım olarak görmem gereken ama kalbimi çalan adama âşık olmak bir lanetti, kahrolası kaderdi.