Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; ben büyük bir Yunan mitolojisi hayranıyım. Uzun zamandır ilgileniyorum ve artık hayatımın bir parçası haline geldi diyebilirim.
Bu kitap bir “Retelling”. Yani “Yeniden anlatım”. Bu kitapta geçen her şey harfi harfine İlyada destanında yok. Olaylar farklı farklı kaynaklardan alınmış. Okunmadan önce bunu göz önünde bulundurmanız sizin için daha iyi olur.
Akhilleus’un Şarkısı, hem İlyada destanını hem de En güçlü savaşçı Peleusoğlu Akhilleus’u ve onun yoldaşı ve sevgilisi Patroklos’u konu alıyor. Bu kitabı cidden beğeniyorum çünkü yazarın anlatım tarzı insanı kitaba bağlıyor. Ama bu sefer kitabın iyi yönlerine çok girmeyip beni rahatsız eden detayları anlatmayı planlıyorum. Hepimiz için en iyisi bu. Herkes bu kitabın ne kadar güzel, iyi ve “duygusal” olduğunu biliyor ama kimse detayları konuşmuyor. Bugün işler tersine dönecek. Eleştiriyi karakterler üzerinden yapacağım çünkü bu şekilde daha kolay anlaşılacağını düşünüyorum.
1-Patroklos: Kitabımızın ana karakteri, Menoitiosoğlu Patroklos. İlyada’da karşımıza Akhilleus’un yoldaşı ve savaş dostu olarak karşımıza çıkıyor ama bu kitapta Akhilleus ile duygusal bir ilişki içerisinde. Bence aralarında bir ilişki olmadığını inkar etmek saçmalıktan ibaret. Kim “En yakın arkadaşı”nın cesedinin yanında günlerce yatar ki? Ama konumuz bu değil. Konumuz İlyada’daki Patroklos ve bu kitaptaki Patroklos. Aslında yazarın neden ana karakter olarak Patroklos’u seçtiğini anlayabiliyorum. Akhilleus’un yanında biraz daha soluk kalan bir karakter çünkü İlyada’da. Ayrıca İlyada’da kendisi hep “sakin, herkese karşı kibar ve sessiz” biri olarak anılıyor. Olaylara yeni bir perspektif getirmek hoş olmuş. Ama yazar sanki Patroklos’u ana karakter yapayım derken sanki yerin içine sokmuş gibi duruyor. Nasıl mı?