Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bu hayatı sevmişti; daha doğrusu bu hayatı yaşayan Nora’yı sevmişti. Nasıl bir insan olduğunu insanların onunla konuşma şeklinden anlayabiliyordu. İyi insan olmak - güzel, rahatlatıcı, güven verici - bir histi.”
Nora barınağın arkasındaki alanda yeni gelen bir bulmastifi yürütmüştü. Pauline sahibinin köpeğe çok kötü davrandığını söyledi. Üstündeki küçük ve yuvarlak birkaç yara izini gösterdi.
“Sigara söndürmüş”
Nora şiddetin olmadığı bir dünyada yaşamayı isterdi ama yaşayabileceği bütün hayatlarda insanlar da vardı maalesef. Bulmastifin adı Sally’ydi. Köpek her şeyden korkuyordu. Kendi gölgesinden. Çalılardan. Öbür köpeklerden. Nora’nın bacaklarından. Çimlerden. Havadan. Ama Nora’yı sevdiği çok belliydi ve karnının (şöyle bir okşanmasına da ses çıkarmadı.
“Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence,” dedi, bir şeyi ilk kez fark ederek. “Ama belki de kolay yol yoktur. Yalnızca yollar vardır. Bir hayatta, evli olabilirim. Başka bir hayatta, tezgahtarlık yapıyor olabilirim. Birlikte kahve içmeyi teklif ettiğim tek bir adama peki dediğim bir başka olasılık da vardır. Şimdi, başka bir hayatta, olimpiyat yüzme şampiyonu olabilirim. Kim bilir? Her gün, her an yeni bir evrene giriyoruz. Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor, kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü.”