“Farklıydı çünkü artık başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için yaşamak zorunda hissetmiyordu kendini. Hayalindeki mükemmel (…) olmaya uğraşmaksızın, doyum verici bir hayatı ancak yalnızca insan olarak, kendi gezegeni döngüsünde dönerek, bir tek kendine hesap vererek yaşayabileceğini anlamıştı.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“yalnızca umutsuzluğu hissedebilen bir robot misali oradan oraya gidip normal bir insan gibi davranıyordu. Yalnızca en temel gereksinimlerini karşılıyordu.”
“Nora hayatı olduğu gibi kabullenmiş gibiydi; kötü bir deneyim yaşandı diye bütün deneyimlerin kötü olması gerekmiyordu. Hayatını acı çektiği için değil, acıyı dindirmenin bir yolu olmadığını kendini inandırdığı için bitirmek istediğini anlamıştı.
Hem depresyonu yaratan şeydi hem de korkuyla umutsuzluk arasındaki ayrımdı bu. Korku, bir mahzene girerken kapının kapanıvereceğini düşünmekti. Umutsuzluksa o kapının kapanıp üstüne bir de kilitlenmesini demekti.”
"Ben kadere inanmam. Herkesin içinde bir kişilik kalıbı, bir karakter şablonu vardır; onu keşfetmek ve değiştirmek, elimizdedir. Kaderin kurbanları olduğumuza yalnızca romantikler inanır.”
“Paralel evrenlere inanıyor musun, Dylan?”
Dylan omzunu silkti. “Galiba.”
“Başka bir hayatında ne yaptığını düşünüyorsun? Burası iyi bir evren mi sence? Yoksa Bedford’dan gittiğin bir evrende mi yaşamak isterdin?”
“Fark etmez. Burada mutluyum. Bu evrende köpekler varken, başka evrende ne yapayım ki? Londra’daki köpekler de buradakiler aynı. Bir ara gitmiştim biliyorsun. Glasgow Üniversitesi’nde veterinerlik okuyacaktım. Orada bir hafta kaldıktan sonra köpeklerimi öyle çok özledim ki. Sonra babam işten çıkarıldı ve bana verecek parası kalmadı. Yani veteriner olamadım. Olmayı cidden çok istiyordum. Ama üzülmüyorum. İyi bir hayatım var. İyi arkadaşlarım var. Köpeklerim var.”