Didem Arslan

Didem Arslan
@didemarsllan
KAÜ|SBF
Gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım. Beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım.. Çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım, felâketim olurdu ağlardım.
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Sevgili Anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. Fizik kurallarına göre sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. Yani bunun güçsüzlükle alakası yok.”
İçimde yaşanmamış bir dünya var. ışıksız, soluk gri renk. küçük bir tebessümümle şekillenecek.. ama sonsuza kadar sürmesi için ölmem gerek."
Ursula şöyle yazar: “Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar… Ama yakından bakıldığında dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşadığında ise, hayat zor bir meslektir. Yorulursun, bir noktadan sonra yoruldukça ritmi kaybedersin. Mesafeye ihtiyacın vardır. Dünyanın güzelliğini görmenin en iyi yolu ona aydan bakmak ise, yaşamın güzelliğini görmenin en iyi yolu ona ölümden bakmaktır. “ Ve aynı düşünceyi Hakan Günday’da şöyle ifade eder: “Önemli olan hep hangi açıdan baktığındır derler. Buna inanmıyorum. Asıl önemli olan, hangi mesafeden baktığın. Ben, her şeye mikroskopla bakıyorum ve hepsi korkunç görünüyor. Hayat, her bölümde ayrı bir hikâyenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdir.” Son olarak Goethe Faust’ta şunu yazar: “İşte bu, aynasıdır insan gayretlerinin. Derin düşünürsen, daha iyi anlarsın ki: Renkli bir akıştan ibarettir hayat dediğin.”
Hayat bana şehirler arası otobüs yolculuğu gibi geliyor. Sürekli hareket halindesinizdir ve camdan dışarı baktığınızda gözünüzün önüne gelen görüntüler hemen hemen aynıdır. Ama bazen tüm o sıradanlığın, aydınlığın içinden sizi çekip çıkaran bir yerden geçersiniz. Yol boyunca uzayıp giden, kupkuru, sapsarı otlardan sonra kısa bir süreliğine yemyeşil, hayat dolu bir orman seriliverir önünüze sanki. Bu, kimi zaman bir başarı, kimi zaman bir kavuşma, kimi zaman da bir tanışmadır. Sonra o ormanı da geride bıraktığınızı fark edersiniz. İneceğiniz şehre varmışsınızdır artık. Demem o ki yolun başı ve sonu bellidir aslında. Bu yüzden önemli olan, yolculuk sırasındaki güzelliklerin farkına varmak ve geçirilen güzel anların, anılar haline gelmeden önce onların tadını alabilmektir.