“Bir yıldırım gibi mutluluğu görüp ellerimizi uzatmıştık ama yok oluvermişti. Çok yalın bir eylemin bile yeniden insan olabilmemiz için yettiğini ama bu eylem gerçekleşmeyince yeniden hayvanlığa battığımızı gördük. Görünmeyen, nasıl adlandıracağımı bilmediğim bir güç bizi parmaklarında oynatıyor; kör ve bilinçsiz midir yoksa hepten göz ve bilinç midir bir türlü anlayamadım gitti…”
“Bütün gizem bir ülkü bulmak, onu kendi benliğinin üzerine yerleştirmek, artık uğruna yaşayacağın ve öleceğin bir amaç bulmak.
İşte böyle olunca eylem soyluluk, yaşam da birlik kazanır ve ölümün de kendi gözünde ölümsüzlüğe dönüşür çünkü ölümsüz bir solukla kesinlikle buluşacağına inanırsın. Bu ülküyü Yurt diye de adlandırabilirsin, Tanrı, şiir, özgürlük ya da adalet diye de. Tek bir şeyin önemi var: Ona inanıp onun için çalışmak.”