‎ raymond

‎ raymond
@dieforyou
arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Soğuk bir gün doğumunun durağan sessizliğinde; Bir zamanlar ışıldayan ruhu artık mutluluk olgusuna bir yabancı olan ve benliğini kaybetmiş birine dönüşmüş olduğunu fark edecekti. Kısılıp kaldığı bu derin sessizliğin içerisinde, uzaklara dalıp gittiği tüm o an'ları toplayacak olsaydı, elinde kalacak şey adeta o kısa bir ömrünün neredeyse tamamı olacaktı sanki.. Bir zamanlar onu hayatta tutan tek şeyin sahip olduğu umudunun olduğunu fark edecekti.. Zaman geçecek, ama o kendisini merak etmekten alıkoyamayacaktı. Acaba o bütün bunları hak etmiş miydi? Belki de etmişti, hatta belki de daha fazlasını hak ediyordu. Bir zamanlar kalbinin sesini dinleyen birinin başka bir hayatı acımasızca harcamış olması.. Yıllar sonra fark etmiş olsa da bu farkediş hiçbir sonucu değiştirmeyecekti. Kendisi için bir ışığı kucaklarken bir başkası için bir derin karanlığa sebep olmuştu belki de.. Suçlamamak, belki... Ama affetmek!? En zoru da kendisini affetmesi olacaktı. Daha kendisini affedemeyen bir insan bir başkasını nasıl affedebilirdi? Düşündü, düşündükçe öfkesini içten içe ezip parçalamaya başladı.. Kemikleri içten içe titrerken, o gülümsemeye devam etti başkalarına karşı- mutluluk saçmaya çalıştı.. Çünkü iyi olan her şeyin paylaşıldığında güzel olduğuna inanmıştı.. Geçen zamanla birlikte hiçbir şeyin bir daha aynı olmayacağını fark ettiğinde, hissizleşen düşünce mekanizması- umursamamayı öğrenmişti.. Artık içinde sevmeye dair bir güç kalmadığını fark ettiğinde kaldırmış olduğu beyaz bayrak aslında bir pes ediş miydi, yoksa içten içe artık kendisine mutluluğu yakıştıramamasından dolayı mıydı? Bir zamanlar karma'nın düşüncesi bile içini kasıp kavuran fırtınaları saniyeler içerisinde dindirebilirdi. Ama görülen o ki zamandan daha güçlüsü yoktu, her şey değişmişti artık. Nihayetinde bir
beni güzel hatırla bunlar son satırlar farzet ki bir rüyaydım esip geçtim hayatından yada bir yağmr sel oldum sokağında sonra toprak çekti suyu kaybolup gittim beklide bir rüyaydım senin için.. uyandın ve ben bittim beni güzel hatırla çünkü sevdim seni ben her şeyini sana sırdaş oldum dost oldum koynumda ağladın yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini beni üzdün kınamadım alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım beni güzel hatırla sayfalarca mektup bıraktım sana şiirler yazdım her gece çoğunu okutmadım sakladım günahını sevabını içimde sessizce gittim senden öncekiler gibi sende anlamadın beni güzel hatırla sana unutulmaz geceler bıraktım sana en yorgun sabahlar gülüşümü gözlerimi sonra sesimi bıraktım en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye vedalar bıraktım duraklarda ne arasan bir sevdanın içinde fazlasıyla bıraktım ardımda beni güzel hatırla
BİR KADIN, BİR ADAM VE BİR SÜRÜ PİŞMANLIK Kadın haklıydı. Adam âşık. Kadın kızgındı. Adam pişman. Anlatamamanın imkânsız incelikteki engeline öyle takılıp kalmıştı ki adam; kadın sustu sitemsiz, o bekledi çaresiz. Kadın mağdurdu. Adam mağrur. Sonra gece oldu. Zaten ne olursa olsun, bir şekilde gece olur. Adam tek bir güzel sözle bütün yanlış anlamaları sağaltacak. Umurunda değil adamın haklı olmak ya da olmamak. Adam sadece seviyor. Adam bekliyor. Çaresiz. Kadin. Bilmiyor adam. Adam âşık. Kadın da ihtimal. Beklemekle ilgili bir sürü güzel laf geliyor adamın aklına. Utanıyor ama, yazamıyor hiçbirini. Sadece bekliyor. Mahçup. Beklentisiz affin gölgesine sığınıp bekliyor. Kadın haklı. Adam âşık.
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına aykırı bir yolcuyum dünya geniş büyük bir kulak çınlıyor içimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş sakın başka bir şey getirme aklına