Alışılmış hayatından sıkılan, artık aynı şeyleri yaşamak istemeyen ve bunun sonucunda intiharı seçen bir kadın, akıl hastanesine yatırılıyor. Altı ay ömrünün kaldığını öğrenen Veronika’nın hayata bağlanışı, yaşadığı olaylar perspektifinde işleniyor. Özgürlüğün aslında, toplumun bize yönelttiği tutucu eleştirileri göz ardı etmekle kazanıldığını anlatıyor. Ve kendine, yaşarken çizdiği engellerden bahsediyor. Açıkçası ben bu kitabı okurken birçok yerde kendimi buldum. Alışılmış hayatın sıkıcılığından kurtulmanın yolunu intihar olarak görmesem de Veronika’nın hastanede geçirmiş olduğu zaman boyunca hayatı ve deliliği sorguladım.