Çünkü umut denen şey hiçlikte yeşerebiliyordu. Tutunacak bir dala, uygun bir zemine, mantıklı bir sebebe ihtiyacı yoktu. Sırf içime doğdu deyip bir ömür bekleyebilirsi insan, ya da sadece falında öyle çıktı diye koca bir ömrü ziyan edebilirdi.
Aslında iki çift gözkapağı vardı herkesin; biri görünen, biri görünmeyen... görünen kapaklar bizi tozdan, topraktan, güneşten korurdu; görünmeyen kapaklar ise acılardan...