Brian Freeman

Brian Freeman

Yazar
7.9/10
316 Kişi
·
879
Okunma
·
36
Beğeni
·
3636
Gösterim
Adı:
Brian Freeman
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Chicago , Illinois, ABD, 28 Mart 1963
Brian Freeman (28 Mart 1963 doğumlu) psikolojik gerilim romanlarının yazarıdır. Chicago, Illinois doğumludur. Carleton Koleji'ne girdi ve 1984'te magna cum laude ile İngilizce olarak mezun oldu. Yazar olmadan önce uluslararası hukuk firması olan, Faegre & Benson'un pazarlama ve halkla ilişkiler direktörü olarak görev yapıyordu. Kitapları 46 ülkede satılmıştır ve 17 dile çevrilmiştir.
" Korkulukların üstünde, kollarını iki yana açmış bir vaziyette duruyordu. Çarmıha gerilmiş İsa gibi. "
Brian Freeman
Sayfa 10 - Panama Yayınları
"Sen iyi misin?"
"Evet, neden sordun?"
"Donuk bakan gözler. Göz yaşları. Bir sorun mu var?"
"Bir şey yok. Eski kötü günleri düşünüyordum.
Brian Freeman
Sayfa 375 - Panama yayınları
456 syf.
·10 günde·8/10
Bir polisiye romanın daha sonuna geldim. :-) Bu romanlarda sonunun nasıl biteceğini tahmin edebiliyorum artık. Ama beni esas heyecanlandıran, katilin kim olduğu.. Hiç tahmin etmediğim birisinin suçlu çıkması, heyecanı arttırıyor. Bi macera tatmak isterseniz okumanızı tavsiye ederim. :-)
512 syf.
Öyle müthiş bir sondu ki, nerden başlayacağımı bilemedim! Gerilim türünde yazdığı için yazarın ismini tabiki duymuştum, polisiye değil de psikolojik gerilim olduğunu farkedince bir an duraksamıştım. Fakat gerilim varsa ben de varım dedim ve kitabını almaya karar vermiştim. 4 kitabı var zaten yazarın, rastgele arka kapağını okuyarak Psikoterapist'le başladım. Ardından Ahlaksız ve Hipnoz'u okudum, meğer seri kitabıymış ilk kitabı da Ahlaksız olmak kaydıyla. Tek Hipnoz'u beğenmemiştim ancak güzel bir şey daha var ki en iyi kitabını da sona saklamışım :) Paramparça gerçekten güzel kurgusu olan ve kitabın başından sonuna kadar gerilimi bırakmayan sürükleyici bir romandı. Psikolojik gerilimde kesinlikle ismini tercih edeceğim bir yazar oldu. Okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye :) İyi Okumalar 1000 kitap!
512 syf.
·4 günde·9/10
Brian Freeman'in yazım dilini seviyorum. Kurgusunu en ince detaylarına kadar işleyerek bizlere sunuyor. Olayları birbirine bağlayışı, merakınızı artık dizginleyemeyeceğinizi hissettiği son ana bırakıyor, bu da sayfaları daha çabuk okumanıza sebep oluyor...

Alışılmışın dışında bir polisiye. Soruşturma yapan dedektif yok. Avukat ve Savcı arasında geçen kanıt yarışı ile dopdolu bir kitap...

Kitabın çevrisinde çok göze çarpan hata yok. Bir kaç yerde, kim kiminle konuşuyor anlaşılmasa da, iki cümle sonrasında olaylar kaldığı yerden devam ediyor. Dikkatli okuyucuların gözünden kaçmasa da 512 sayfalık bir eserde iki yerde bu durum söz konusu. Bundan dolayı çeviriyi yapan, Gülşah Kuruca'yı da tebrik ediyorum...

Kitabın konusuna gelirsek, Olivia arkadaşı Tanya ile alkol alıp St. Croix kasabasın ıssız ve ölü şehir tabir edilen bölgesinde, şehrin zengin iş adamı Florian'ın kızı Ashlynn ile karşılaşmaları ile başlıyor. Sarhoş olan Olivia, Ashlynn'e bir ders vermek istiyor fakat sabah kalktığında kendisini bekleyen korkunç gerçeğin farkına varması uzun sürmüyor. Tüm deliller onu gösterirken kendini ne şekilde savunacağını bilemiyor. Florian'ın sahip olduğu Mondamin adlı kuruluş ise kasaba sakinleri tarafından kansere sebep olduğu gerekçesi ile dava ediliyor. Florian ise tam aksini savunarak bunun araştırılmasına kabul ediyor. Pis işlerini kapatacak kadar parası olan Florian, kızını günahlarının bedeli olarak mı yoksa düşmanlarının gerçekleri öğrenerek mi öldürdüğünü konusun da herkese karşı çıkıyordu...

Barronlı ve St.Croix adlı bu iki kasabada gençler gruplaşarak kendi haklılıklarını eyleme dönüştürüyorlardı. Olivia'nın karşı karşıya kaldığı suç kasabada ki gençleri tetikleyerek şiddetin artmasından başka bir işe yaramıyordu Annesi Hannah, Olivia'ya destek olması için avukat olan babası Chris'ten yardım istemişti. Chris kasabaya geldiğinde karşılaştığı olaylar, onun kızı için araştırma yapmasına ve yaptıkça da; bu kasaba da hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamasını sağlıyordu. Küçük kasaba da hiç bir şey sır olarak kalmasa da Chris araştırma yaparken sürekli kendisinden bir şeylerin saklandığı hissini yaşıyordu...

En büyük sır ise; kimsenin tanımadığı ama suçluların ensesinde gölge gibi gezen "AQUARIUS"tu...
456 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
2006 yılında En İyi İlk Kitap Macavity ödüllünü alan ve orijinal adı, " Immoral" olan bu eser aldığı ödülü hak etmiş...

Jonathan Stride, o yıl kaybolan, Kerry McGraht'in soruşturmasını devam ettirirken ikinci kaybolma vakası ile karşı karşı gelmişti. Rachel'de kayıp olarak bildirilmişti. Zor duruma düşen Teğmen Stride, eşinin acısını zihnine ve kalbine gömmeye çalışarak tüm gücünü ve bilgisini bu iki kızın üstüne yoğunlaştırmak için büyük çaba sarf etmekteydi. Yardımcısı Maggie ise ona elinden geldiği kadar destek olmaya çalışarak yükünü hafifletmek için uğraşıyordu...

Ne olmuştu bu iki kıza? Minesotta'nın Duluht kasabası daha önce böyle bir vaka ile karşılaşmamıştı. Kızların akıbetini hem aileleri hem de tüm kasaba büyük bir merak içinde beklemektelerdi. En büyük soru ise; kızlar kendi istekleri ile mi evlerinden ayrılmıştı yoksa herkesin korktuğu gibi kasaba da bir sapık mı vardı? Basın özellikle Teğmeni köşeye sıkıştırmak için tüm yetkilerini kullanmaktan çekinmiyordu. Arkalarında hiç iz bırakmayan kızlar acaba ölmüş veya öldürülmüşler miydi?

Teğmen Stride özellikle Rachel'in annesi ve üvey babası ile görüştükten sonra hislerinde yanılıp yanılmadığını, davayı sonuçlandırıncaya kadar büyük bir merak içinde kalacağından habersizdi...

Rachel, ele avuca sığmayan kişiliği ve amansız nefretinin büyüklüğü ile kendisine ve ailesine zarar verebilecek biri miydi?

Teğmen Stride, bu koşuşturma arasında tanıştığı Andrea ile yolunu çizmekte acele karar verip, yaşayacakları ilişkinin sonunda hangi gerçekler ile karşı karşıya gelecekti?

Ortada ceset olmadan tüm delillerin bir kişiyi işaret etmesi o kişinin tutuklanması için yeterli miydi?

Açıkçası kitabın her sayfasını daha neler olacak diye okudum. Yazarın dili sade ve akıcı, betimlemeleri polisiye romanlara göre çok iyi ayarlamış, kurgu ise son sayfalara kadar merakınızı çekmeye devam edecek...
456 syf.
·25 günde·9/10
Okuduğum en başarılı gerilimlerden biriydi, kitapta hem duygusallık hem de gerilim oldukça fazlaydı, gayet yalın bir dilde olduğu için sıkmıyor da. Kesinlikle tavsiye edebileceğim psikolojik gerilim romanlarında başta gelebilecek kitaplardan. Her karakterin ayrı bir hikayesi ve acısı var, hepsini duyumsayabiliyorsunuz. Okunacaklara ekleyebilirsiniz polisiye severler.
464 syf.
·Beğendi·10/10
Aldığı ödülü hak eden bir polisiye olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Artı 18 olduğunu belirtmek isterim fakat kötü örnek teşkil ettiğini söyleyemem. Ders almasını bilene gayet güzel mesajlar da veriyor.
Eğer katili tahmin etmiş olsaydım bu kadar zevk almazdım diye düşünüyorum. Çok farklı bir sonla bitiyor ve inanılmaz sürükleyici.
456 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Annesi, babası tarafından hunharca öldürülmüş 16 yaşındaki Cat dedektif Stride'in evine sığınır. Peşinde onu öldürmek isteyen birileri olduğunu söyler. Stride vakti zamanında koruyamadığı Cat'in annesinin ölümünden kendini sorumlu tutmaktadır ve onu koruyacağına söz verir. Olaylar polis, şehrin zenginleri ve Cat arasında ilerler. Çoğu polisiyede olduğu gibi sürpriz sonla biter.
İlk eleştirim kitabın ismine olacak. Hipnozun kitapta bir değeri, olay akışını etkileyecek bir yeri yok. Ara sıra giren hipnoz seansları kitaba bir sıradışılık katmamış, son derece sığ kalıyor.
Cinsel sahneler hiç makaslanmadan anlatılmış, buna gerek var mıydı diye düşünmeden edemiyorum ama bu tarzı benimsemeyen yazar da yok denecek kadar az.
Olay örgüsü okuru bir zeka testine tabii tutmak ister gibi karmaşık verilmiş, yani ben net anlatmıyorum sen zekiysen anlarsın denmek isteniyor gibi bir havası var ki okur olarak böyle bir yönlendirilmeye tabii tutulmaktan nefret ederim.
Sonuç: Polisiye sevenler okuyabilir, Çoğu polisiyeden daha akıcı ve okunası bir dili var. Bu da kitabın tek artısı zaten.
456 syf.
·10/10
Kitabı o kadar beğendim ki şu ana kadar 10 puan verdiğim ilk kitap. İlk sayfasından son sayfasına kadar hep heyecanla okudum. Kurgusuyla, anlatımıyla her şeyiyle bayıldım. 16 yaşındaki Cat'in Jonathan Stride'ın evine gelmesiyle beraber bir çok sırlar ortaya çıkmaya başlıyor. Kitapta en çok beğendiğim şey karakterlerin fazla olmasına rağmen yazarın hepsiyle ilgili bilgiler vermiş olması. Hepsinin özel hayatına ve geçmişine değinilmesi hoşuma gitti. Kitapta sevmediğim hiçbir şey yok. Uzun zaman sonra ilk defa kendimi bu kadar çok kaptırarak okudum. Bana Tess Gerritsen tadı verdi. Yazarın eline sağlık. Kitabı resmen film izler gibi heyecanla okudum. Müthişti. Polisiye gerilim severler kesinlikle okumalısınız.
456 syf.
·Beğendi·9/10
Yılın son kitabı Ahlâksız oldu. Sınavlar vs derken biraz geç bitti, geç olsun güç olmasın derler atalarımız.. Gelelim romanın içeriğine polisiye/gerilim türünde olsa da gerilimi hissedemedim. Buna rağmen kurgusu muhteşemdi. Her sayfada merak uyandıran bir unsur vardı. Spoiler vermemek adına kısaca özetlemek gerekirse; Tüm olay Rachel ve Kerry adında iki güzel kız etrafında dönüyor. Hatta bu iki kız aynı yaşlarda ve aynı güzellikler. Rachel' ın kaybolmasıyla ilgili şüpheli olan üvey babası Grame, Rachel'in annesi tarafından öldürüyor. Yıllar sonra bu ölümün doğru bir karar olduğuna inanırlar. Rachel ve Kerry' nin kaybolmasıyla ilgilenen Stride karısının ölümüyle birlikte sarsılır, bir öğretmenle tanışıp evlenir. Fakat bu da doğru karar değildir... Hiç tahmin etmediğim birinin katil çıkması beni şaşırttı. Yazarın kalemini sevdim, anlatımı güzeldi. Diğer kitaplarını da alıp okumayı istiyorum..
456 syf.
·7 günde·3/10
Nihayet bitti. Hiç merak uyandırmayan bir kitaptı benim için. Biraz zorlama bir kurgusu var bence. Sadece yarım bırakmamak için devam ettim. Yazarı ilk defa okudum büyük ihtimalle son olur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Brian Freeman
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Chicago , Illinois, ABD, 28 Mart 1963
Brian Freeman (28 Mart 1963 doğumlu) psikolojik gerilim romanlarının yazarıdır. Chicago, Illinois doğumludur. Carleton Koleji'ne girdi ve 1984'te magna cum laude ile İngilizce olarak mezun oldu. Yazar olmadan önce uluslararası hukuk firması olan, Faegre & Benson'un pazarlama ve halkla ilişkiler direktörü olarak görev yapıyordu. Kitapları 46 ülkede satılmıştır ve 17 dile çevrilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 36 okur beğendi.
  • 879 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 406 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.