• 448 syf.
    ·Puan vermedi
    ! İNCELEME ÇOK FAZLA SPOİLER İÇERİR !


    Derine inen karakter analizlerine sahip Elif Şafak romanı. Gurbet romanı. Aile romanı. Bence en çok kavga romanı. Pembe doğduğu topraklarla kavga halindeydi, Adem babasıyla, İskender bütün Dünyayla. Cemile kanaatkardı. Her şey Hüda'dan gelir diyordu. Çok büyüklenmeye kibirlenmeye gerek yok diyordu. Esra anlatıcıydı. En az onun karakterini okudum. İnsan kendini tarafsızca anlatamaz mı acaba? Yunus ise masumluğu ve sevimliliğiyle gözler önündeydi.


    Gurbetteki insanların yaşadıkları da geniş yer tutuyor kitapta. Memleket hasreti pek yoktu; daha çok ırkçılarla mücadeleri ve bilmedikleri bir dilde, kültürde, coğrafyada sudan çıkmış balığa dönmeleri... İsimlerini İngilizce türevlerine çevirmeleri, 'herkesin ayrı odaları var ben neden kardeşlerimle kalıyorum?' düşünceleri, konuşmaları anlamamak korkusuyla sinemaya gitmeye korkmak... Yabancı ülkede doğan veya büyüyenler uyum sağlayabiliyor tabii ama zaten düşünce yapısı kendi topraklarında oturmuş olanlar gidince bir süre köklerinden koparılan bitkilere dönüyor. 


    "En derin yaralar ailede açılır." diyor arka kapakta. Gerçekten bu çok açıktı. Pembe annesinin erkek çocuk takıntısıyla uğraştı kitap boyu, Adem babasının alkol sorunuyla, çocuklar bu ikisinin sorunlarıyla. Çocuk yetiştirirken ne kadar dikkatli olunması gerektiğini bir kez daha gördüm. 


    En sevdiğim karakter ise Zişan'dı. Bir suçun üstüne yıkılması sonucu hapse girmişti. Kadının ölmeyeceğinden ve buradan kurtulacağından emindi. "Hapise girmemin mutlaka bir sebebi olmalı acaba ne?" diyordu. Ve gerçekten buldu o sebebi, gerçekten kadın ölmedi, gerçekten aklanarak hapisten çıktı. En sevdiğim karakter diyorum ama asla gerçekçi değildi Zişan. Bir insanın o sakinlik, tevazu ve teslimiyet havasına girmesi için herhalde avuç avuç sakinleştirici ilaç yutması gerekir. Hayır, Zişan gerçek değildi; kanal7 dizilerinde arada görünüp asıl karaktere öğütler veren ak sakallı amcalar gibi, İskender doğru yola girsin diye hikayeye sokulmuş biriydi. 


    İskender güzel ve gerçekçi bir hikayeydi. Gerçek insanlar vardı. Çok da yormadı okurken, tavsiye edebilirim. Herkese iyi okumalar. 
  • İnsan bir şey yaptığında, yaptığın şeyin kötü olduğunu düşünürse vicdani bir sorguya girer. Oluşan bu sorgudan kendini mümkün olduğunca rahatlatmak için başkalarının da benzer kötülüğü yapması için her türlü çabaya girer. Halbuki doğru olan mümkün olduğunca yapılan bu hataya kimsenin bulaşmaması için çabalamak. Fakat gelin görün ki insan eğilimi hep kendini ön planda tutuyor. Bu yüzden çok dikkatli olunması gerekir. İradeniz başkalarının kontrolünde olmasın,doğru ile yanlışı ayırt etme çabanız daima en üst safhada olsun.
  • 424 syf.
    ·14 günde·8/10
    Öncelikle söylemek gerekir ki, bu kitabın yazarıyla ilgili pek bir bilgiye ulaşamadım ama Cevat Akşit'le karıştırılmaması konusunda dikkatli olunması gerekir... Böyle bir eser kaleme alınırken, yazarın çok dikkatli olması gerekir ve yazar da bunu hissettirmis zaten. Dini konularda pek bilgisi olmayan veya yabancı inanç sistemlerini tanımak isteyenler için önemli bir rehber ortaya çıkmış. Bana kalırsa, işin tarihsel boyutunu -ozellikle üç büyük din konusunda- aşırı uzatmış ve bazen çok da gerekli olmayan ayrıntılar içerisinde boğulduğunuzu hissedebilirsiniz. Uzakdoğu Asya dinleri başta olmak üzere, dilimizdeki eserlerde çok da bulamadığımız önemli bilgilere yer verdiğini de not edeyim
  • 336 syf.
    ·39 günde·6/10
    Yüzüklerin efendisine başlamadan önce kesinlikle okunması gerekir. Karakterlerin hepsini ayrı ayrı sevdim. En çok da yüzüğün bulunduğu sahne okunmaya değer.. Filmin senaryosundaki yüzüğün bulunması ve Gollumla Bilbonun arasında geçenlerin kitaba uygun yazılmadığını bilmelisiniz. En çok da bunu gördüğümde sinirlenmiştim. Tabi bu ne ki.. Pek çok yanlış uyarlama var malesef. Özellikle bunun gibi büyük yapımlarda daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. Siz en iyisimi filmini boşverip gidip kitabını alın.