Merhametin olmadığı bir dünyada, gökyüzü ne kadar geniş olursa olsun ruhumuz daralmaya mahkumdur. Bir kuşun kanat çırpışındaki zarafeti görmeyen, bir köpeğin bakışındaki sızıyı hissetmeyen, bir insanın sessiz feryadını duymayan her kalp, aslında kendi kıyametini hazırlar. Cani ruhların hoyratlığına, kötülüğün sıradanlaşmasına karşı durabilecek tek kale merhamettir. Oysa biz, merhameti bir zayıflık, nezaketi bir kusur gibi görmeye başladığımızdan beri birbirimizden ve hayattan soğuduk. Oysa gerçek güç, ezmekte değil; eğilip yerden kaldırmaktadır. Bir canlının yarasına merhem olmak, aslında kendi insanlığımızı iyileştirmektir.