dilan

dilan
𝐵𝑒𝑑𝑒𝑛𝑖 𝑦𝑜𝑟𝑔𝑢𝑛𝑑𝑢, 𝑎𝑚𝑎 𝑟𝑢ℎ𝑢 𝑑𝑖𝑛𝑔𝑖𝑛𝑑𝑖.
Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama isteği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen. Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi sevgisizlik, duyum duyumsuzluğun başladığı an. Birisinin teniyle yan yana olmak, kendi varoluşumu unutmak mı. Ya da daha derin algılamak mı. Kendi varoluşum. Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu.
Reklam
Ve birdenbire, şimdiye dek hiç algılamadığım bir duygu gelip beni buluyor.
Kimse senin kadar güzel, hiç kimse senin kadar canlı gitmedi ölüme.
Ve acıların ötesinde bir beklenti vardı: Kendi dünyamın beklentisi.
Yaşanacak bir yaşam vardır. Binilecek bisikletler vardır. Yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları vardır.
Reklam