Rica ederim, söyleyiniz, insan kendinden nefret ederse birini sevebilir mi? Kendi kalbi ile barışık olmazsa başkalarıyla iyi geçinebilir mi? Kendi varlığından canı sıkkın ve yorgun ise topluluğa hoşluk getirebilir mi? Bu soruların hepsine evetle cevap vermek için deliliğin kendinden daha deli olmak lazımdır.
Özet olarak, hayatta hoş olan ya da sürekli olan hiçbir bağlılık göremezsiniz. Hükümdar uyruklarını, uşak efendisini, cariye hanımını, öğrenci eğitmenini, dost dostunu, koca karısını, ev sahibi misafirini, arkadaş arkadaşını; durmadan hata, yüze gülme, hatırşinaslık ya da buna benzer hoş bir deliliğin verdiği tatlı rüyalarla karşılıklı olarak aldatırlar. Aksi takdirde, her biri az zamanda diğerine katlanılmaz gelir. Şimdi söylediğim bütün bu şeylerin sizi şaşkınlık ve hayranlığa düşürdüğünden şüphem yok.
Onlarca dostluk bütün nimetlerin en büyüğüdür. Hayatta su, ateş ve hava kadar gerekli olan dostluk, doğa için güneş ne ise, insan için odur; dostluk o kadar hoş, o kadar namusludur ki bizzat filozoflar onu en büyük nimetlerin arasına koymuşlardır.
...zira insan doğadan fena bir eğilim almış ise ona karşı direnmek ya da erdemin maskesiyle saklamaya çalışmak, onu fazlalaştırmaktır. Bir Yunan atasözü şöyle der: "Erguvana büründüğünde bile maymun, maymundur."