Bizim gibi ülkelerde entelektüel intiharlarına pek fazla rastlanmamasına karşı, öldürülen, hapsedilen, zülüm gören şair -yazar sayısı çok kabarık. Belki de bu yüzden intihar etmeye fırsat bulamamışlardır.
Çünkü entelektüel, yapısı gereği muhaliftir. Her dönemi sorgular, düşünür. Sürülenmiş kitlelere katılmaz, tam tersine toplumu siyasi beyin yıkamalara karşı uyarmaya çalışır ve kaçınılmaz olarak ortaya er geç bu tutumunun bedelini ödemek zorunda kalır. Bazen koca bir ülkeye karşı tek başınadır.
Mesela Knut Hamsun gibi bir romancı, nasıl oldu da ülkesi Norveç’i işgal eden Nazilere sempati besleyebildi? İtalyan şair d’Annunzio nasıl hiç sıkılmadan imsan kasabı Mussolini ‘yi öven şiirler yazabildi? Ya Ezra Pound? O harika yazar, Luis-Ferdinand Celine? Anlamak kolay değil, çünkü faşizm daha başlangıçta insanları birbirine kırdıran, millet üstünlüğü fikrine dayalı bir ideolojiydi. Onda bir entelektüelin rüyalarını süsleyecek hiçbir insani motif yoktu…