İnsan, dönüşme ve belirli sınırlar içinde dünyayı değiştirme iradesine, kapasitesine ve özgürlüğüne sahiptir. Burada önemli olan irade ve özgürlüğün genişliği değil, insanın mutlak bir durağanlığa katlanamaması gerçeğidir.
Hayata inanan, hayatı seven fakat hayal kırıklığına uğrayan kişi sinik ve yıkıcı birine dönüşecektir. Bu, umutsuzluğun yıkıcılığıdır; hayata yönelik hayal kırıklığı hayattan nefrete yol açmıştır.
Kurtlar öldürmek isterler; koyun, birisini izlemek ister. Bu yüzden kurtlar koyuna başkasını öldürtürler, katlettirirler boğazlatırlar ve koyun zevk aldığı için değil birisinin peşinden gitmek istediği için buna boyun eğer.
İnsanın insana insanlık dışı davranışını her yerde; amansız savaşta cinayet ve tecavüzde, zayıfın güçlü tarafından acımasızca sömürülmesinde, işkenceye uğrayan ve acı çeken yaratığın iniltilerinin sağır kulaklara ve taşlaşmış kalplere çoğu kez ulaşmadığı gerçeğini de görmüyor muyuz ?
Hitler, milyonlarca Yahudiyi tek başına mı yok etti? Stalin, milyonlarca politik düşmanı tek başına mı yok etti? Bu adamlar, tek başlarına değildiler; bunları sadece isteyerek değil aynı zamanda haz duyarak yapan binlerce adama sahiptiler.