Sevginin ve Şiddetin Kaynağı

8,5/10  (14 Oy) · 
41 okunma  · 
16 beğeni  · 
876 gösterim
Yaşam yaratmak, güçsüz insanda bulunmayan birtakım nitelikleri gerektirir. Yaşamı yoketmekse yalnızca bir tek niteliği -şiddete başvurmayı- gerektirir. Güçsüz insan, tabancası, bıçağı ya da kuvvetli bir bileği olduğu sürece başkalarının ya da kendisinin içindeki yaşamı yokederek onu aşabilir. Böylece, kendisini yadsıyan yaşamdan öç almış olur. Ödünleyici şiddet, güçsüzlükten doğan ve güçsüzlüğü ödünleyen bir şiddet türüdür. Yaratamayan bir insan, yok etmek ister, yaratırken, yok ederken salt bir yaratık olma rolünün ötesine geçer. Caligula'ya şunları söyletirken Camus, bu fikri özlü olarak dile getirmiştir: "Yaşıyorum, öldürüyorum, yok etmenin insanı kendinden geçiren gücünü yaşıyorum; bununla karşılaştırıldığında yaratmanın gücü çocuk oyuncağından başka bir şey değildir." Bu, sakatların, yaşamın kendilerinden insanca güçlerini olumlu bir biçimde ortaya dökme yetisini esirgediği kimselerin kullandığı şiddettir.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 1994
  • Sayfa Sayısı:
    143
  • ISBN:
    9789753880190
  • Orijinal Adı:
    The Heart Of Man Its Genius For Good And Evil
  • Çeviri:
    Nalan İçten, Yurdanur Salman
  • Yayınevi:
    Payel Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
24 Ağu 00:30 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sevgi ve şiddetin kaynağı nedir? İnsan kurt mudur, koyun mudur? Ölümü sevenlerle(nekrofiller) yaşamı sevenler(biyofiller) arasında temel bir ayrım yapılabilir mi? Hepimiz nekrofil, narsist ya da ensest özellikleri içimizde mi taşıyoruz? Hitler gibi yıkım insanlarının nasıl değerlendirmesi gerekir? İnsan özgür müdür? Erichh Fromm okumak ayrıcalık mıdır?

Geçenlerde Erich Fromm’un “Yaşama sanatını ya da mutlu olmayı gösteren belirli reçeteler yoktur. Birkaç kitap karıştırmakla kolay formüller bulunacağını sanmak da, yanıltıcı olur” alıntısına denk gelmiştim. Alıntıyı görmeden önce Alfred Adler’den Yaşama Sanatı’nı okumayı düşünüyordum. Aslında iyi yaşamak ya da mutlu olmak için bir kitaba bel bağlamak gibi bir nedenim yok ama yine de biraz ertelemeye karar verip bu kitabı okudum. Kitap açık açık sevgi ve şiddeti tanımlamıyor, sevgi ve şiddete kaynak olan eğilimleri referanslarla açıklıyor. Ama illa bir tanımlama yapmak gerekirse benim kitabı okuduktan sonra çıkardığım sonuç: Sevgi, şiddetin ta kendisidir, olduğu. Hatta kitap “sevgi şiddetin ta kendisidir” diye bağırıyor gizli gizli. Fromm’un en büyük referansı kuşkusuz Freud. Her bölüme Freud’un düşünceleri ele alınarak başlanıyor. Ama Fromm, Freud’un değerlendirmelerinin çok azını kabul ediyor, bununla da kalmayıp açıktan giydiriyor. Nedeni ise Freud’un terimlerle dolu bir dile kaçarak anlaşılmasını zorlaştırması ve her şeyi libido teorisine göre açıklamaya çalışması. Buradan da anlaşılacağı gibi Fromm’un dili gayet net ve kavramada zorluk çektirmeyecek nitelikte. Yaşama karşı olan, ağır ruh hastalıklarının ve kötülük denen kavramın özünü oluşturan 3 eğilimden bahsediliyor kitapta: Ölüm sevgisi, bireysel ve toplumsal narsizm, ensest bağları. Peki, nasıl oluyor da bunlar sevgi ve şiddete nasıl kaynak oluyorlar bakalım.

Sokağa çıkıp “Nekrofilya ya da Nekrofili nedir?” diye bir anket yapsak insanlar bu soruya iki şekilde cevap verirlerdi sanırım. Bunların ilki, bilmiyorum; ikincisi ise ‘ölüye karşı cinsel arzu beslemek’ olurdu. İlk cevap tamamıyla doğru. Ama ikincisi hakkında doğru bilinen bazı yanlışlar var(mış). Normalde ikinci cevap nekrolfilya teriminin karşılığı olarak kullanılıyor. Ama Fromm bu tanıma eksik ve aydınlatılması gözüyle bakıyor. Fromm’un anlattığı kadarıyla “nekrofilya” ölüm sevgisi demek. Ölüme âşık olmak, cesetlerin, pisliğin, çürümenin çekimine kapılmak, yaşamı öldürmek demek. Ölümü sevenler yani nekrofiller için kitapta genel bir profil çiziliyor. Değerlerini yaşamdan değil ölümden alırlar. Gücü severler. Güçlü olanlar güçlerini hayat vermek için değil yok etmek için kullanırlar. Güçsüzler ise öldürene taparlar. Düzen ve kontrol hastası olduklarından yaşam denen düzensizliğe karşı korku beslerler. Ölümseverliğin aşırı görüldüğü bir insanda soğuk, cildi ölü gibi ve yüzünde de kötü bir koku almış gibi bir ifade vardır. Bu profile en uygun kişi kitapta Hitler olarak görünüyor. Aslı var mı bilinmiyor ama kayıtlarda Hitler’in bir cesedin başında trans durumunda olduğu geçilmiş. Bu açıklamalardan sonra ‘ölüye karşı cinsel arzu beslemek’ gibi bir cümleye indirgenen nekrofilyanın aslında tam manasıyla öyle olmadığını anlıyoruz.

Günlük hayatta kendini beğenmişler için en çok kullandığımız kelimelerden biri narsistir. Peki, nedir bu narsist? En basit örneğiyle kendi bedenini, kendi yüzünü, şeklini şemalini beğenip de başkasını beğenmeyen kişidir. Bu kişiler başkalarının sözleriyle ilgilenmezler. Gevezedirler. Akli yargının nesnelliğini ben olduğum için öyle diyerek çarpıtırlar. En ufak eleştiriye gelemeyip öfkeden kudururlar. Tam bir delilik hali. Bir toplumun yaşaması için o toplumu oluşturan bireylerin kendi yaşamlarından çok toplumun yaşamına önem vermeleri, diğer topluluklardan üstün olunduğuna inanması ölçüsüne bağlıdır. Yani bireysel narsizm grup narsizimine dönüştürülerek toplumun geleceği sağlanabilir, diyor kitapta. Burada çevirmenin notlarına dönmekte fayda var. Erich Fromm bir Yahudi idi. Çevirmen “Nazi soykırımının Fromm’u etnik azınlıklar konusunda epeyce duyarlı kıldığı açık. Ama aynı duyarlı Fromm, İsrail yönetiminin Filistin halkına karşı yürüttüğü şiddet politikalarına karşı da benzer bir duyarlılık gösterebilmiş midir? Ben kendi adıma böyle bir bulguya rastlamadım” diyor. Fromm’un bu ikilemi, bireysel narsizmden grup narsizmine geçişi, bunların, anlatan kişiyi bile sürüklediğini göstermek için güzel bir örnek olabilir. Ama buna birazcık kendi ayıbına kılıf uydurmak da denilebilir.

Ensest. Yine yanlış anlaşılmaya çok müsait bir konu. Ana saplantısı. Doğduğumuz karna bilinçsizce tekrar dönme, özgürlüklerden kaçış isteği. Bu saplantının bilinen en iyi örneği kuşkusuz Oidipus Kompleksi’dir. Ensest saplantısının en hafif düzeyi bir erkeğin onu teselli edecek, koruyacak, ona hayran olacak ve analık yapacak bir kadın arama çabalarıdır. En derin düzeyi de ‘ensest sembiosi’dir. Ensest sembiosisinden bağlanan kişinin bağlandığı kişiyle ayrılmaz bir bütün olduğu düşüncesini anlamamız gerekiyor. Yine ölüm sevgisi ve narsizmde bahsettiğimiz çoğu şey ensest bağlarında da geçerli. Normal bir insan istese de istemese de biraz ensesttir. Ensest deyince insanlar genelde cinsel yönden bir şeyler düşünüyorlar ama sadece ensestin deliliğe uzanan seviyelerinde cinsel sapmalardan söz edilebilir(miş). Şimdiye kadar sevgi ve şiddete kaynak olan 3 eğilimden bahsettim. Bu üç eğilim birbiriyle çok yakından ilişkili. Normallik seviyesinin aşıldığı boyutlarda bu üç eğilim yıkımın, ölümün kaynağı oluyorlar. Tıpkı Hitler’de olduğu gibi.

Sevginin, şiddetin ta kendisi olduğunu şimdi daha iyi anlayabiliriz. Ölümü severiz, yaşamı yıkarız; kendimizi severiz, karşımızdakini yıkarız; ve ana karnını severiz, dışarıyı yıkarız.

Gelelim, “Erich Fromm okumak ayrıcalık mıdır?” sorusuna. Çevirmen, Erich Fromm okuyup da bu okumanın amacını sonradan çarpıtmış kişilere şöyle diyor: “Bazı insanlar, “Erich Fromm okuyan ayrıcalıklı sınıfın üyeleri olarak,” herkesi anlama yanılsaması içinde, kendilerini dünyadan, yaşamdan soyutlayarak küçük, kapalı gruplar içinde dışarıya karşı bir türlü dile gelmeyen, ama grup içinde dinamikleri işleyen yoğun yıkıcılık tepkiler üretiyor.” Sorunun cevabını vermeden bir soru daha soralım. Bu tür kişiler sadece Erich Fromm okuyan kişilerden mi çıkıyor? Ah, keşke sadece onlardan çıksaydı. Erich Fromm okumak ayrıcalık değil ama iyidir. Okuyan mutlaka bir şeyler öğrenip, bir şeyleri sorgulayacaktır. Ve şimdi de sadece Erich Fromm okumayı ayrıcalık olarak görenlere değil kendini ayrıcalıklı gören o küçük gruplara da elimizi sallayıp incelemeyi bitirelim.

merve yaprak 
23 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

sevginin ve şiddetin kaynağı kitabı erich fromm un en iyi kitaplarından. şiddet ve sevgi biçimlerini anlatan kitapta hastalıklı şiddetten, insanın bu hayat karşısında nesne olmadığını yaratarak gideremediğinde ortaya çıkan yok etme öldürme isteğinin temellerine bir çok şiddet biçimini detaylı bir biçimde anlatılıyor. Ve insan psikolojisinin sevgi ve şiddet skalası üzerinde konumlanmasını; hastalıklı şiddetin bu skalanın tamamen şiddet biçimine yönelmiş olduğunu, en alt kısmında olduğunu, hümanist peygamber yada ermiş olarak bahsedilen insanların skalnın en üstünde artık değiştirilemez olduğunu diğer tip tüm sevgi ve şiddet eğilimlerinin insanlar tarafından değiştirlebilir geliştirilebilir olduğunu yalın bir dille yoğun bilgi verebilme yeteneğini harmanlayarak bizlere sunmaktadır. Ve popüler olarak tek doğru ve ünlü olarak bilinen freud'un açmazlarının üzerini aydınlatıyor. Psikolojiyle ilgilenen insanlar için başucu eseri olabilecek nitelikte herkese tavsiye ediyorum.

Kitaptan 7 Alıntı

Murat Sezgin 
20 Ağu 11:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Yaşam hiçbir zaman kesin, tahmin edilebilir, kontrol edilebilir değildir; yaşamı kontrol edilebilir kılmak için, ölüme dönüştürülmesi gerekir; gerçekten de yaşamdaki tek eminlik ölümdür.

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 40 - Öteki Yayınevi, Çeviri: Selçuk Budak)Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 40 - Öteki Yayınevi, Çeviri: Selçuk Budak)
Murat Sezgin 
21 Ağu 19:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Çağdaş sanayi toplumunun tipik özellikleri olan entelleştirme, nicelleştirme, soyutlama, bürokratizasyon ve nesnelleştirme, eşyadan çok insana uygulandığı zaman, yaşamın değil, mekaniğin ilkeleri olmaktadır. Böyle bir sistemde yaşayan insanlar yaşama kayıtsızlaşmakta, hatta ölüme ilgi duymaktadır.

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 56 - Öteki Yayınevi, Çeviri: Selçuk Budak)Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 56 - Öteki Yayınevi, Çeviri: Selçuk Budak)
Ayşenur 
09 Haz 18:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Kişi tanrılaşmaya çalıştıkça kendini öteki insanlardan soyutlar; bu soyutlama onu daha çok korkak yapar, herkes onun düşmanı olur; bunların sonucunda doğan korkuya dayanabilmek için kişi gücünü, acımasızlığını ve narsisizmini gittikçe artırır.

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 59 - payel yayıncılık)Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 59 - payel yayıncılık)
Ayşenur 
 18 Haz 10:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

ilginç bir tespit
Aşırı narsist bir topluluk kendisini özdeşleştirebileceği bir önder bulmak ister. Topluluk kendi narsisizmini yansıttığı bu öndere hayranlık duyar. Aslında birlikte yaşama ve özdeşleşmeden başka bir şey olmayan bu öndere boyun eğme durumu içinde bireyin narsisizmi öndere aktarılır. Bireysel yapıları yüzünden, özellikle kendilerine hayran olan kişiler önderin peşine takılmaya en yatkın olan kişılerdir.

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 79 - payel yayınları)Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 79 - payel yayınları)
Ayşenur 
19 Haz 12:11 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Narsist kişinin gözünde eşi hiçbir zaman kendi hakları olan ya da kendi gerçekliği içinde varolan birisi değildir; yalnızca eşinin narsist bir biçimde yüceltilmiş benliğinin bir gölgesidir. Oysa hastalıklı olmayan sevgi iki insanın karşılıklı narsisizmine dayanmaz.

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 80 - payel yayınları)Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 80 - payel yayınları)
Cemre Kara 
 16 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Simone Weil in tanımıyla söylersek şiddet, insanı bir cesede dönüştürme yetisidir.

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 39)Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 39)
Sedanur 
10 Haz 17:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Başardığım bir şeyden ötürü değil de sahibolduğum bir nitelikten ötürü "büyük" sem o zaman , hiç kimseyle, hiçbir şeyle ilgilenmem, hiçbir çaba göstermem gerekmez.Büyüklüğümü sürdürebilmek için kendimi gerçeklikten gitgide daha çok soyutlarım; tehlikeden daha iyi korunabilmek için kendime hayranlığımı daha da artırmak zorunda kalırım; öyle ki sonunda boş hayallerimin ürünü olarak kendine hayran olacak biçimde şişirilmiş bir Ben çıkar ortaya.

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 70 - payel yayınları)Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, Erich Fromm (Sayfa 70 - payel yayınları)