Yeraltından Notalar

İnsan gördüğü şeylerin toplamı kadar uyanık, görmediği şeylerin sonsuzluğu kadar uykudadır. (Hasan Ali Toptaş)
Reklam
Yaşar Kemal’in insanlığı teselli edişi…
“Hangi günü gördün akşam olmamış. Kaç gece gördün sabaha varmamış.”
Bayılasııııı Bir Serii🫠🫠🫠
1000Kitap
Yavaş yavaş yitiyoruz…
Bütün kuşlara “kuş” bütün balıklara “balık” bütün ağaçlara “ağaç diyen insanlarız artık. Daha da kötüsü, o adlarla birlikte renkleri ve tatları da yitiriyoruz. Daha az sözcük, daha az çeşit ve daha az tat… Bilinçsiz kentleşmenin kaçınılmaz sonucu bu olsa gerek. Öyle ya, kentlerde kuşlar, balıklar, ağaçlar gittikçe azalıyor. Olanlarda hayatın dışında kalıyorlar. Soframıza geldiklerinde görüyoruz onları. Hangi meyve hangi ağaçta yetişir, hangi balık hangi denizlerden gelir, hangi kuş hangi mevsimlerde uçar, bunları bilmiyoruz. Burada Sait Faik’in bir cümlesini söylemeden geçmek olmaz. Usta öykücü işini beğenmediğini birinden söz ederken şöyle diyordu: “Öyle öykücü mü olur, daha balık adlarını bile bilmiyor!”
Alıntı
Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın! Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla! Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde! Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum! Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda! Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında! Hiç bilmiyorum! Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor! Baharın rahiyasından akıp coşan çiçeklerle hatırlıyorum lise yıllarımızı! Kimimize kış, kimimize bahar olup canıyla değen babalarımızı! Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz! Mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler! Onlarla kavgalı onlarla sevdalı olduğumuz! En çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman ayrılığın yarasını! İnsan baba olunca anlıyormuş babasını! (Erdem Bayazıt)