Her kitabın bir zamanı olduğuna bu kitaptan sonra daha çok inandım.Çok değil, 1 sene önce bile karşıma çıksa hiçbir şey anlamayacağım ve muhtemelen yarım bırakacağım bu kitap, şimdi okuduğumda başucu kitabım mertebesine yükseldi.
Ichıro Kıshımı,üniversite yıllarında Alfred Adler ile tanışır ve onun düşüncelerinden çok etkilenip kitaplar yazar.Fumitake Koga da yıllar sonra bu kitaplardan Adler psikolojisini öğrenir. Hayatını derinden etkileyen bu kitapların yazarıyla iletişime geçmeye çalışır.Kıshımı’ye ulaştıktan sonraki süreçte Adler’in düşüncelerinin daha fazla insana ulaşması ve ‘mutlu olmaları’ için birlikte yazılı hale getirmeye karar verirler. Kıshımı, kitabın sonsözünde şöyle diyor: Sokrates’in diyaloglarını günümüze aktaran Eflatun’du, ben de Adler için bir Eflatun olmak istedim. Hem Kıshımı’nın bu isteği hem de Sokrates ve Eflatun’un kullandığı diyalog tekniğinin günümüz danışmanlık hizmetlerine benzemesi kitabın bir filozof ve genç arasında geçen bir diyalog şeklinde yazılmasına sebep olmuş.
Herkesin mutlu olabileceğini iddia eden filozofun tezlerini çürütmek üzere kapısına dayanan bir gencin 5 farklı görüşmede zamanla itirazlarının azalmasına şahitlik ediyoruz.Aslında itirazları azalan sadece genç değil, bendim de.Mantık dışılıkla, insanların ne kadar kötü niyetli olduğunu bilmemekle, yuvarlak cevaplarla esas soruya cevap vermemekle suçladığım yazar, zamanla beni de ikna etti.
Bu kitapta ne anlattığını yazıya dökemem.Zaten herkes için aynı şeyi anlatmıyor bile olabilir. Ama bir terapi koltuğuna oturduğunuzu bilerek başlayın.Sizi bir eyleme yönlendirmiyor, bakış açınızı tepetaklak edip artık başka bir gözle bakmanızı istiyor.
Kitap oldukça akıcı ve böylesi ağır konuların işlendiğini unutturacak kadar sade bir dile sahipti ancak sonlara doğru anlamakta