‘’Ölümden korkmuyordun. Ondan önce davrandın, ama onu gerçekten arzulamadan: İnsan bilmediği şeyi nasıl arzulasın? Yaşamı yadsımadın, ama öteki tarafta bir şey varsa, oranın buradan daha iyi olacağını ileri sürerek, bilinmeyene düşkünlüğünü ortaya koydun.’’
‘’Akşamları sabahkinden daha ufak tefek olduğunu ileri sürüyordun, çünkü yerçekimi omurlarını sıkıştırıyormuş. Bedeninden gündüzün aldığını, geceninse verdiğini söylüyordun.’’