Tefekkür etmek ve düşünmek, mutlaka insanlardan ayrılarak bir odada, bir köyde kapanmayı gerektirmez. Herkesin yanında da fikrimizi tecrit ederek bir noktaya yönlendirmek müşkil değildir. Bizim bahsettigimiz tecrit, fiziki değil fikri tecrittir. Fikrimizi öyle tecrit etmeliyiz ki dışarıdan gelen sefil telkinlerin etkisinden daima âzâde kalarak her zaman hakikati görmeyi, daima hedefini takibe hizmet edecek olaylardan faydalanmayı ve ilerletmek istediği bir fikir için gereken malzemeyi toplamayı başarabilsin.
…Böylece kainatın tekâmülü ile uyumlu olarak sakin ve sağlam bir halde ilerleyip insan olduğumuz için taşıdığımız yüksek vasıfları güzel bir şekilde kullanmış sayılabiliririz.
“Mütâlaadan maksadımız bilgi elde etmektir. Derin tefekkürde ise tamamen farklı olarak ruhumuzda şiddetli sevgi veya nefret temayülleri uyandırmaya çalışırız…”
“… Mütâlaanın maksadı ilim olduğu halde derin tefekkürün gayesi fiildir.”
İrade terbiyesinde bize en gerekli yol, fikri terbiye etmektir.
…
Zihnimiz, yabancı fikirlerin sığınağı olmak yerine kendimizin teker teker seçtiği fikirlerin merkezi olursa, irade terbiyemizin en mühim kısmını yerine getirmiş oluruz.